Anne Trafton | MIT News Office August 10, 2018 Dünya çapında yaklaşık 70 milyon insanı etkileyen bir hastalık olan glokom, sık görülmesine rağmen hala bir gizemdir. Retina ve optik sinirlere zarar veren ve körlüğe neden olabilen hastalığın kökenleri hakkında çok az şey bilinmektedir.

MIT ve Massachusetts Eye and Ear tarafından yapılan yeni bir çalışma, glokomun aslında bir otoimmün bozukluk olabileceğini bulmuştur. Fareler üzerinde yapılan bir çalışmada, araştırmacılar, vücudun kendi T hücrelerinin glokomda görülen progresif retinal dejenerasyondan sorumlu olduğunu gösterdi. Ayrıca, bu T hücreleri normalde vücudumuzda yaşayan bakterilerle daha önceki etkileşimlerin sonucu olarak retinal nöronlara saldırmak için şartlanmış gibi görünmektedir.
.

Araştırmacılar, bu otoimmün aktiviteyi engelleyerek glokom için yeni tedavilerin geliştirilebileceğini öne sürüyorlar.

MIT’nin Koch Entegratif Kanser Araştırmaları Enstitüsü’nde Biyoloji profesörü Nature Communications’da yer alan çalışmanın kıdemli yazarlarından biri olan Jianzhu Chen “Bu, glokomu önlemek ve tedavi etmek için yeni bir yaklaşım ” diyor.

Harvard Tıp Fakültesi Massachusetts Göz ve Kliniği Schepens Göz Araştırmaları Enstitüsü’nden oftalmoloji doçenti olarak çalışan Dong Feng Chen de çalışmanın kıdemli yazarlarından biri. Baş yazarlar ise Massachusetts Göz ve Kulak araştırmacıları Huihui Chen, Kin-Sang Cho ve T.H. Khanh Vu.

Glokomun doğuşu

Glokom için en büyük risk faktörlerinden biri, insanlarda yaşa bağlı olarak ve sıvının gözün içine girmesine izin veren kanalların tıkanmasıyla oluşan gözdeki yüksek basınçtır. Hastalık genellikle ilk başta fark edilmeden gider. Hastalar retinal ganglion hücrelerinin yarısını kaybedinceye kadar hastalığı olduğunu fark etmeyebilirler.

Çoğu tedavi gözdeki basıncı azaltmaya odaklanır (göz içi basıncı). Bununla birlikte, birçok hastada, göz içi basıncı normale döndükten sonra bile hastalık kötüleşmektedir. Dong Feng Chen farelerde yapılan çalışmalarda, aynı etkiyi buldu.

“Bu bizi basınç değişikliğini ilerleyici bir şeyin tetiklemesi gerektiği düşüncesine götürdü. Ve aklımıza gelen ilk şey bunun bir bağışıklık yanıtı olması gerektiği oldu” diyor Dong Feng Chen.

Bu hipotezi test etmek için araştırmacılar, bu farelerin retinalarındaki bağışıklık hücrelerini araştırdılar. Ve gerçekten de orada T hücrelerinin bulunduğunu keşfettiler. Bu alışılmadık bir durum. Çünkü T hücrelerinin normal olarak retinaya girmesi gözün iltihaplanmasını önlemek için kan-retina bariyeri adı verilen sıkı bir hücre tabakası ile engellenir. Araştırmacılar, göz içi basıncı yükseldiğinde, T hücrelerinin bir şekilde bu bariyeri aşıp retinaya girebildiklerini buldular.

Ekip daha sonra, bu T hücrelerinin glokomda hangi rolü oynayabileceğini araştırmak için bir immünolog olan Jianzhu Chen’e başvurdu. Araştırmacılar, T hücrelerinden yoksun farelerde yüksek göz içi basıncı oluşturdular. Bu basınç, retinada sadece küçük bir miktarda hasara neden olurken, göz basıncı normale döndükten sonra, hastalığın daha fazla ilerlemediğini buldular.

Daha ileri çalışmalar glokomla ilişkili T hücrelerinin, hücrelerin strese veya yaralanmaya tepki vermesine yardımcı olan ısı şok proteinleri olarak adlandırılan proteinleri hedef aldığını ortaya koydu. Normal olarak, T hücreleri konakçı tarafından üretilen proteinleri hedeflemezler. Ancak araştırmacılar bu T hücrelerinin daha önce bakteriyel ısı şok proteinlerine maruz kaldıklarından şüphelenmiştir. Farklı türlerden gelen ısı şok proteinleri çok benzer olduğundan, ortaya çıkan T hücreleri fare ve insan ısı şok proteinleri ile çapraz reaksiyona girebilir.

Bu hipotezi test etmek için, ekip, MIT’nin Biyoloji Mühendisliği ve Karşılaştırmalı Tıp Anabilim Dalı’nda profesör olan ve hiçbir bakteri taşımayan farelerle çalışan James Fox’a başvurdu. Araştırmacılar, bu mikropsuz farelerde glokom indüklemeye çalıştığında, farelerin hastalığı geliştirmediğini buldular.

İnsan bağlantısı

Araştırmacılar daha sonra glokomlu hasta insanlara yöneldiler. Bu hastaların ısı şok proteinlerine özgü T hücre seviyelerinin normalinin beş katına sahip olduklarını ve aynı fenomenin insanlarda da hastalığa katkıda bulunabileceğini gösterdiler. Araştırmacıların çalışmaları şu ana kadar etkinin belirli bir bakteri türüne özgü olmadığını göstermektedir. Daha ziyade, bir bakteri kombinasyonuna maruz kalmak, ısı şok proteinlerini hedefleyen T hücreleri oluşturabilir.

Araştırmacıların daha fazla çalışmayı planladıkları bir soru, bağışıklık sisteminin diğer bileşenlerinin, glokoma neden olan otoimmün sürece dahil olup olmadığı. Ayrıca bu fenomenin diğer nörodejeneratif bozuklukların da altında yatan bir sebep olup olmadığı ve otoimmün yanıtı bloke ederek bu tür hastalıkları tedavi etme yollarını araştırıyorlar.

Dong Feng Chen, “Gözden öğrendiklerimiz, beyin hastalıklarına da uygulanabilir ve nihayetinde yeni tedavi yöntemleri ve teşhis yöntemleri geliştirilmesine yardımcı olabilir” diyor.

Araştırma, Ulusal Sağlık Enstitüleri, Lion’s Vakfı, Miriam ve Sheldon Adelson Tıbbi Araştırma Vakfı, Çin Ulusal Doğa Bilimleri Vakfı, Ivan R. Cottrell Profesörlük ve Araştırma Fonu tarafından finanse edildi. Ulusal Kanser Enstitüsü Koch Enstitüsü Destek Hibe ve Ulusal Göz Enstitüsü Görme Araştırmaları için Temel Destek sağlandı.

Kaynak: Massachusetts Institute of Technology, news release, Aug. 10, 2018

 

CEVAP VER

Yorumunuzu girin
İsminizi girin