|
Allerjik rinit hayatı
tehdit etme özelliği
olmayan ancak hastanın
konforunu belirgin
şekilde bozan bir
hastalıktır. Bu
hastalıkta özellikle
hastalar belirli bir
allerjen ya da
allerjenlerle
karşılaştığı zaman
şikayetler ortaya çıkar.
Hastanın şikayetlerinin
orrtaya çıkabilmesi için
hastanın en azından
sorumlu allerjenle daha
önceden bir kez
karşılaşmış ve ona
duyarlı hale gelmiş
olması gereklidir.
Allerjik rinit genel
anlamda 3 ayrı
kategoride
incelenebilir:
Yıl boyu süren
allerjik rinit,
Mevsimsel allerjik
rinit,
Yıl boyu süren
ancak, mevsimsel
artışlar gösteren
allerjik rinit.
Bu
hastalıklarda allerjiyi
ortaya çıkaran
allerjenler hastalığın
görülme zamanını
belirler. Örneğin yıl
boyu allerjik rinit
genel anlamda mite
(ev tozu akarı)’
lara bağlıdır; mevsimsel
allerjik rinit ise genel
anlamda polen
(ağaç, ot, yabani ot,
hububat poleni)’ lere
bağlıdır. Yıl boyu süren
mevsimsel artışlı
allerjik rinitlerde ise
sorumlu allerjen hem
mite’lar hem de
polenlerdir. Yıl boyu
allerjik rinit bazen ev
içerisinde yaşayan
hayvanlara (kedi, köpek,
kuş gibi), bazen
yıl boyu polenizasyon
yapan bitki polenlerine
(parietaria= yağışkan
duvar otu),
bezan de hamam
böceği çıkartılarına
bağlı olabilr.
Allerjik rinitte
bulguların ortaya
çıkabilmesi için
allerjenle kontağın
olması gerekir demiştik;
bu anlamda özellikle ev
tozu akarı ile her zaman
karşılaşmak mümkündür.
Özellikle ev içi ortamda
geçirilen akşam ve gece
uyku saatleri allerjenle
en çok kontakt edilen
saatlerdir. Böyle olunca
hastalara özellikle
sabahları uykudan
kalktıklarında allerjik
rinit bulguları
gösterirler. Oysa polen
allerjisi olan hastalar
o bitkinin polenizasyon
yaptığı mevsimde bulgu
verirler.

Allerjik riniti olan bir
çocukta “allerji selamı”
Bulgular:
Allerjik rinitli
hastalarda allerjenle
karşılaştıktan sonra
dakikalar içerisinde
hapşurma, burunda
kaşınma, burun akması
ve/veya burun
tıkanıklığı olur. Bu
kişilerde devamlı bir
burun çekme, burun
kaşıma nedeni ile özel
mimikler gelişir
(şekil-1). Yine bu
kişiler çocukluklarından
beri burunlarını avuç
içleri ile yukarı doğru
sildiklerinden dolayı bu
harekete allerji
selamı, burun
üstünde oluşan yatay
çizgiye de allerji
çizgisi denilir
(şekil-2).
Hastalarda özel bir yüz
görünümü dahi oluşabilir
(şekil-3). Bu
hastalarda genelde
allerjik konjonktivit
(göz nezlesi) te eşlik
ettiği için gözlerde
yanma, batma, kaşınma,
sulanma gibi bulgular da
görülebilir. Yine bu
hastalarda eğer allerjik
sinüzit varsa, geniz
akması, baş ağrısı, gece
gelen öksürük nöbetleri
olabilir. Astımın da
birlikte görüldüğü
hastalarda, nefes
darlığı, hırıltlı
solunum, göğüste sıkışma
hissi, öksürük gibi
bulgular olabilir.
Özellikle allerjik
rinitli hastalarda
antiallerjik (antihistaminik)
ilaç aldıktan sonra
bulgularda belirgin
gerileme olur.

Kronik allerjik riniti
olan 14 yaşında bir
çocuğun görünümü
Hastalığın tanısı:
Allerjik rinitli
hastalar uzun süre grip
zannedilip yanlış
tedaviler uygulanabilir.
Eğer ailesinde allerjik
hastalık hikayesi olan
bir kişi ise allerjik
rinit, hasta ve hekimin
aklına daha erkenden
gelir. Hastalarda
allerjik rinit
düşündükten sonra,
öncelikle burun içi
mukoza muayenesi
yapılır. Burun içi
mukozası ödemli, şiş ve
soluktur. Bu özelliği
ile gripten ayrılır. Bu
hastaların kan
testlerinde total
IgE yüksektir.
Ayrıca kanlarındaki
eozinofil
sayısı artmıştır. Yine
kan testinde allerjene
spesifik IgE
saptanabilir (RAST
gibi metodlarla). Bu
hastalarda tanıyı
desteklemek ve sorumlu
allerjeni saptamak için
için cilt testleri
uygulanır. Cilt testleri
içerisinde özgüllüğü ve
duyarlılığı en yüksek
olan test ön kol iç
yüzüne ya da sırta
uygulanabilen
prick (delme) testtidir
(şekil-4).
Bu testte genellikle ön
kol iç yüzüne bir damla
allerjen eksteresi
damlatılır ve üzerinden
deride ince bir iğne ucu
ya da özel prick test
ucu ile küçük bir delik
açılır. Delik derinin
sadece üst tabakasını
kapsar. 15 dakika sonra
ciltte oluşan kızarıklık
ve kabarıklık ölçülür ve
kayıt edilir. Test
yaparken pozitif ve
negatif kontrol mutlaka
uygunlamalıdır. Pozitif
kontrol olarak histamin,
negatif kontrol olarak
serum fizyolojik
kullanılır. Pozitif
kontrol optimum bir
değerlendirme için
mutlaka en az 3 mm
kabarıklık
göstermelidir. Diğer
test sonuçları bu değere
göre değerlendirilir.
Negatif kontrol de
mutlaka negatif sonuç
vermelidir.


Allerjik hastaların
tanısında en güvenilir
testlerden biri olan
deri prick testinin
yapılması ve okunması
Prick
cilt testinin negatif
bulunduğu ama ısrarla
allerji düşünülen
vakalarda ise cilt içine
bir miktar
allerjenestersi
verilerek yapılan
intra dermal test
pozitif sonuç verebilir.
Fakat bu test hem prtik
değil, hem de bazen
sistemik allerjik
reaksiyonlara yol
açabileceği ve aynı
zamanda özgüllüğünün
yeterli olmaması nedeni
ile çok seçilen bir test
değildir.
Kesin
tanı için ise özellikle
araştırma amaçlı
çalışmalarda burun
basıncını ölçen aletler
yardımı ile burun içine
allerjen sıktıktan 15
dakika sonra burun
basıncı tekrar ölçülür (nazal
provakasyon testi).
Burun içi basınçta
belirli oranda bir artış
varsa pozitif olarak
kabul edilir.
Hastalığın tedavisi:
Allerjik rinit için
öncelikle, hastanın
mutlaka allerjenle
kontağını bitirmesi veya
bunu minumum düzeye
indirmesi gereklidir
(korunma yöntemlerini
web sayfamızda
bulabilirsiniz). Bunun
dışında ilaç olarak
öncelikle burun içine
uygulanacak veya ağızdan
uygulanacak
antihistaminiklerden
fayda sağlanmaya
çalışılır. Hastaların
önemli bir kısmında bu
ilaçlardan fayda elde
edilir. Hekimin uygun
gördüğü durumlarda burun
içine uygulanan
kortizonlu spreylerden
de belirgin yarar
sağlanır. Bu tür
kortizon preparatlarının
yan etkisi yok denecek
kadar azdır.
İlaçlardan fayda
görmeyen, yeteri
derecede fayda
sağlanamayan hastalarda
allerjen
immünoterapi (aşı)
tedavisi Dünya
Sağlık Örgütü (WHO)’
nün onayladığı bir
tedavidir. Etkinliği
kesin kanıtlanmış olan
bu tedavi yönteminde bu
günkü standartlarda
yüksek kalitede
allerjenler
kullanılmaktadır.
Yapılan çalışmalar
gösteriyor ki bu tedavi
yaklaşık % 85
dolayında fayda
sağlıyor. Ancak bu
tedavinin özellikle doz
artımı döneminde daha da
iyisi tedavi boyunca bir
allerjist tarafından
yapılması ve takip
edilmesi uygun olur.
Tedavi hastanın verdiği
klinik ve laboratuvar
sonuçlarına göre 3 veya
5 yıl kadar sürer.
Öncelikle birkaç ay
süren ve aşının her
hafta yapıldığı bir doz
artımı rejimi uygulanır.
Bu program sonucunda
optimum doza (sabit
doza) ulaşılınca aşılar
önce 15 günde bir daha
sonra ayda bir
uygulanmaya başlanır.
Tedavi süresince yılda
bir kez cilt testlerini
tekrarlamak hastanın
takibi açısından uygun
olur. Uygulanan bu
allerjen immünoterapi
programının allerjik
astımdan korumada da
belirgin şekilde etkin
olduğu kanıtlanmıştır.
Sağlıklı günler
dileğiyle..
|