ALERJİK HASTALIKLARIN GELİŞİMİNDE GENETİK NEDENLER

 

Prof. Dr. Hasan YÜKSEL

 

 

Adhood reklam

Tüm hastalıklarda olduğu gibi alerjik hastalıklar da  uygun genetik yapıda yeterli çevresel faktörler oluşmuşsa ortaya çıkmaktadır. Eğer anne babadan alınan kromozomlarla elde edilen genetik yapımızda alerjik bir yatkınlık varsa ve çocuğun yaşadığı çevrede de yatkınlık olan allerjenden yeterli miktarda varsa alerjik hastalık ortaya çıkar. Örneğin doğan çocuğun vücudunda zeytin poleni alerjisi yatkınlık geni vardır. Ama yaşadığı çevrede zeytin ağacı yoksa alerjik hastalık oluşmaz.

Ama bu aileden olan bir başka çocuk zeytin ağacı olan bir yerde doğar da büyürse o çocukta zeytin alerjisi gelişir. Çocuğun ve erişkinin genetik yatkınlık oluşturan genlerinin ürününü içeren vücudumuzla çevrenin etkileşimi hastalığın şiddetini ortaya koymaktadır. Buna şöyle bir örnek verilebilir. Bir çocukta ev tozu akarı alerjisine bağlı astım vardır. Çocuk eğer Orta veya Doğu Anadolu bölgelerinde yaşarsa çevrede akar az olacağı için alerjik astım bulguları y açok az görülür yada görülmez. Ama çocuk Ege yada Marmara bölgesine gelirse astım bulguları çıkabilir. Bir yönüyle alerjik hastalıkta bu şeklide “gen-çevre etkileşimi” olmaktadır. Ki bu yönüyle alerjik hastalıklar çevre ve genetik yapının ortaklaşa oluşturduğu “eko-genetik” bir fenomen olarak tanımlanabilir.


Alerjik hastalıklarda genetik yatkınlık vardır. Bu genetik yatkınlık öncelikle aile ve ikiz çalışmaları ile ortaya konulmuştur. Daha sonra ileri genetik teknikler bu yatkınlığın nedenini çözmeye çalışmıştır. Bunun en basit örneği toplum taramalarında görülebilir. Genel olarak toplumda alerjik hastalık sıklığı ortalama % 20 kabul edilir. Annenin alerjik hastalığa sahip olduğu bireylerde çocuğun alerjik olma riski % 50 ye, babanın alerjik hastalığa sahip olduğu bireylerde % 40 a, ancak her iki ebeveynin alerjik hastalığa sahip olduğu durumda bu % 70 e çıkmaktadır. Genetik yapımızı oluşturan kromozomlarımızda yalnızca bir görev gören maddeyi yapan bölümüne “ gen” denir. Alerjik hastalıklar  çok fazla genin bir arada bulunması nedeniyle oluştuğu için tek veya sadece birkaç gen etken olarak gösterilememiştir.


Alerjik hastalıklardaki aile çalışmaları ve ailesel genetik yatkınlık ilk kez 1916 da Cook ve Vander isimli bilim adamları tarafından yapılmıştır. Bu araştırıcılar 500 ün üstünde ailede, alerjik aile içindeki olguların fazlalığı ve özelliklerini göz önüne alarak, alerjik duyarlılıkta alerjik yatkınlığın Mendelian kurallar dediğimiz klasik genetik geçişe göre geçtiğini savunmuştur. Ancak bu şekilde bir geçişin ancak % 30 alerjik hastada gösterilmesi, aile öyküsü net olmayan hastaların da olması ve belirgin bir genetik özelliğin çözülmemesi çoklu genetik geçiş özellikli (multigenetik) yatkınlığın ortaya atılmasına neden olmuştur. Bu teori alerjik hastalığın ortaya çıkmasındaki temel antikor olan IgE sentezinin alerjik bireylerde yüksek olduğunun gösterilmesinden sonra yeniden yapılandırılmıştır. Ancak IgE seviyesinin hastalığın şiddeti ile paralel olmadığı saptanmıştır. Çünkü alerjik hastalık tam ve tek olarak vücutta IgE yapılmasına bağlı değildir. Bütün bu aile çalışmaları alerjik yatkınlığın ve hastalığın klinik şiddetinin bir çok gen ile ilişkili olduğunu göstermektedir.


Alerjik hastalıkla ilgili olarak ikizlerin incelenmesi genel alerjik hastalıklarda genetik yatkınlık olduğu tezini daha da güçlendirmektedir. Bunun en iyi örneği ikizlerden birisinde alerjik hastalık varsa diğerinde de sıklıkla olmasıdır, hatta bu sıklık tek yumurta ikizlerinde alerjik hastalık çift yumurta ikizlerine göre daha yüksek olmaktadır. Ancak yine de genetik yalnız başına alerjik hastalık etkili değildir. Çünkü ikizlerin ikisi de her zaman aynı alerjene allerjik olmamaktadır. Bu da çevresel etkenlerin (beslenme, hava kirliliği, atmosfer özellikleri…..) önemini göstermektedir.


Ancak her halukarda alerjik hastalığın her tipinde aileden gelen genetik yatkınlık en önemli nedendir. Alerjik astım, alerjik saman nezlesi, alerjik egzemada da böyledir. Ancak astım da çevresel faktörler (hava kirliliği, sigara…) öne geçebilir. Ancak hepsinde neden olan ortak bir gen bulunamamıştır. Fakat bağışıklık hücreleri, bronş yapısı, sinir sistemi, hücre zarı vs gibi bir çok vücut yapısına giren bir çok maddeyi üreten bir çok gen suçlanmaktadır. Alerjik hastalıkların genetik temelleri çözüldükçe teşhisi ve tedavisi konusunda çok daha ileri uygulama ve kesin çözümler mümkün olacaktır

 



 

Menu
 

Bacak Estetiği
Tüp Bebek
Tüp Bebek

 

 

 

Yeniler

İnme (Stroke)

C Vitamini

6. Hastalık: Roseola İnfantum

Beslenmemizde Hangi Yağları Seçmeliyiz?

İşyerlerinde Isı Stresi

 

 

Kortikosteroidlerin (Kortizon) Yan Etkileri
Hamilelikte Alerjik Hastalıkların Tedavisi
Lateks Alerjisi
Steroidler
Alerjik Kişilerin Dikkat Etmesi Gereken Konular

 

Çocuk Sağlığı Çok Okunanlar
Alerji Çok Okunanlar

Kortikosteroidlerin (kortizon)Yan Etkileri

Kortizon günlük tıbbi uygulamada oldukça sık kullanılan ilaçlardan birisidir.

Steroidler

Steroidler, sürrenallerde Adrenokortikotrop hormon (ACTH) kontrolü altında kolestrol’den sentezlenen ve kana salınan hormon yapısında maddelerdir.

Çocuk ve Alerjik Rinit (Bahar Nezlesi=Saman Nezlesi)

 Bahar aylarının başlaması ile nezlesi veya grip hali geçmeyen çocuklar anne ve babalarını oldukça endişenlendirir.

Hamilelikte Alerjik Hastalıkların Tedavisi

Alerjik hastalığın hamilelik, bebek ve doğum üzerindeki etkileri nelerdir?

Alerji Anasayfa

      

alt

Gizlilik   l   Kullanım  l   İletişim  l   Reklam

© 1999-2014 www.populermedikal.com

 

Facebook'ta takip et        Twitter'da takip et