Her
ne kadar alerji
denilince akla deride
kaşıntı, burun akıntısı
ve hapşırma gelse de
alerjenin etkilediği
organa göre bir çok
farklı alerjik hastalık
vardır. Bunların başında
alerjik bronş astımı,
alerjik burun ve göz
nezlesi (saman nezlesi,
bahar nezlesi ve tıbbi
adıyla alerjik
rinokonjoktivit), besin
alerjisi, ilaç alerjisi,
deri alerjisi (bebeklik
egzeması, egzema ve
tıbbi adıyla atopik
dermatit), hayvan
alerjisi,böcek alerjisi
ve çalışılan ortamdaki
maddelere karşı olan
mesleki alerjiler
gelmektedir. Buna neden
olan çevrede bulunan
alerjen genelde ev içi
alerjenler ve ev dışı
alerjen olarak ikiye
ayrılır. Bu ayırımın
nedeni alerjen tipine
göre alerjik hastalığın
tipinin ve bulgularının
değişmesidir. Örneğin en
sık ev içi alerjen olan
ev tozunda bulunan ve
akar denilen
böcekçiklerdir. Akarlar
tüm yıl, dört mevsim
boyunca alerjiye neden
olurlar. Buna karşın ev
dışı alerjenlere en iyi
örnek ot, ağaç ve
çiçeklerin polenleri
olup daha çok bahar
mevsimlerinde alerjiye
neden olur. Tabi ki
besin, ilaç ve böcek
gibi bu sınıflamaya tam
girmeyen alerjenlerle de
karşılaşma değişik
zamanlarda ve ortamlarda
olabilir.
Çocuklar Neden Alerjik
Hastalığa Sahip olur ?
Alerjik hastalığın
çıkmasının temel nedeni
alerjene karşı verilen
reaksiyonda anne babadan
gelen kalıtsal bir
alerjik yatkınlığın
olmasıdır. Bu
yatkınlığın olması
nedeniyle bebeklik
döneminde itibaren
çevredeki alerjenlere
karşı vücut duyarlı ve
reaktif hale gelmekte ve
daha sonra yineleyen
karşılaşmalar nedeniyle
alerjik hastalık
gelişimini
tamamlamaktadır. Ayrıca
tabiki hastalığın
gelişmesi ve doğasını
tamamlaması için çevrede
yeterli alerjen
konsantrasyonu
bulunmalıdır. Bu nedenle
alerjik hastalıklara
genetik yatkınlık ve
çevresel etkenlerin bir
arada bulunması ile
gelişen kronik
hastalıklardır. Bu
nedenle insandan insana
bulaşmazlar ve
taşınmazlar. Ailesel
yatkınlık için en önemli
gösterge alerjik
hastalığa sahip olan
anne babanın
çocuklarında alerjik
hastalığın normal
toplumdaki çocuklara
göre daha yüksek
sıklıkta görülmesidir.
Örneğin genel olarak bir
toplumdaki alerjik
hastalık sıklığı ve
riski toplam olarak
(alerjik astım, saman
nezlesi….) ortalama % 20
olarak gözlenirken,
alerjik hastalığa sahip
olan çocuğun riski % 45’
e, eğer hem anne hem de
baba alerjik hastalığa
sahip iken bu risk % 70’
e çıkmaktadır. Ayrıca
bilinmesi gerekir ki bir
kişi ev tozu akarına
karşı alerjik iken diğer
bir kişinin niçin sadece
polene karşı alerjik
olduğunun nedeni de
genetik yatkınlıktır.
Alerjik Hastalık Çocukda
Ne zaman Başlar ?
Genetik yatkınlık ve
çevredeki alerjenin bir
araya gelmesi ile önce
vücutta bebeklik
döneminden itibaren bir
duyarlılaşma oluşur. Bu
duyarlılık sonucu
bağışıklık sistemi
normalde bu maddeye
karşı salgılamaması
gereken IgE adında bir
antikor salgılar. Bu
antikor kan dolaşımı ile
vücudun her tarafına
dağılarak bağışıklık
sistemi hücrelerine
yapışır. Eğer alerjen
vücuda bir daha ulaşırsa
hemen onu tanır ve çok
şiddetli bir reaksiyon
verir. Bu reaksiyon
esnasında bağışıklık
sisteminden salgılanan
binlerce madde alerjenin
etki yarattığı organda
anormal şiddette bir
alerjik yangı oluşturur
ve hastalığın
bulgularının çıkmasına
neden olur. Bu eğer
alerjik yangı burunda
ise hapşırma, burun
akıntısı, burun
kaşıntısı, gözlerde
yanma sulanma ile
karakterli olan saman
nezlesine, akciğerde
bronşlarda ise hırıltılı
nefes alıp verme, nefes
darlığı ve koyu balgam
çıkarma ile ortaya çıkan
alerjik bronş astımına,
deride ise kaşıntı,
kızarıklık ve kuruluğa
neden olan alerjik
egzemaya, barsakda ise
karın ağrısı, ishal,
kusma ve barsaklar
dışında bir çok bulguya
neden olan besin
alerjisine vs neden olur
. Alerjiye neden olan
bağışıklık sistemimizin
çevremizdeki alerjenlere
olan anormal ve şiddetli
reaksiyonu olduğu ve
bağışıklık sistemi
hücreleri vücudumuzda
kan dolaşımı olan her
yerde olduğu için alerji
bulguları yalnızca o
organda değil bir çok
ayrı organda
görülebilir. Örneğin
sadece migren tipi baş
ağrıları, göğüs
ağrıları, hareketesiz
yaşama isteği, inatçı
öksürük, sık sık ve uzun
süreli nezle olma,
çocuklarda büyüme de
gerilik gibi bulgular da
alerji nedenli olabilir.