DİYABET VE EGZERSİZ

 

Dr. Mesut NALÇAKAN

 

 

reklam

Hayret Edeceksin: Öğrendikçe şaşıracak, şaşırdıkça öğrenmek isteyeceksin


Kronik hastalıkların tedavilerini düzenlerken hekimler hastalarına yazdıkları ilaç reçetesi yanı sıra günlük hayatta bedensel aktivitelerini artırmalarını önerirler. Bunlara ek olarak bazı hekimler bir de egzersiz reçetesi yazarak hastalarına verir.


Yeterli düzeyde yapılan bedensel aktivitenin birçok kronik hastalık için hem koruyucu hem de tedavi edici etkisi kabul edilmiştir. Yaşam süresinin uzaması ile kronik hastalıkların görülme sıklıkları daha çok artmakta hem toplum sağlığı hem de sağlık hizmetlerinin maliyeti açısından koruyucu hekimlikte bedensel aktivite ve spor daha çok vurgulanmaktadır.  Kronik hastalıklarda kişiye özgü verilecek egzersiz reçetesi ile kardiyovasküler kondisyonda, solunum veriminde, kas gücünde ve esneklikte artma, vücut kompozisyonunda, , kan basıncı, kan yağları, kan glikozu ve insülin metabolizmasında düzelme, kendini daha iyi hissetme gibi birçok olumlu etkiler görülmekte bunlar da tedavideki başarıyı artırmaktadır.


Diyabet toplum tarafından iyi bilinen kronik hastalıklar arasındadır. Hastalık insülin salgılanması ya da etkinliğinde bozukluğa bağlı olarak kan şekerinin yükselmesi ile seyreden metabolik bir hastalıktır. Başlıca insüline bağımlı olan “tip 1 diyabet” ve olmayan “tip 2 diyabet” olarak iki geniş sınıfa ayrılmaktadır. Diyabet hastalarının büyük kısmını Tip 2 oluşturur. Uzun seneler yüksek kan şekeri düzeyi ile yaşayan hastalarda damarların tutulumu ile gözde, böbreklerde ve sinirlerde çeşitli komplikasyonların oluşma riski artmakta, koroner arter hastalığı, damar sertliği, yüksek kan yağları, yüksek tansiyon ve kalp krizi gibi hastalıklar daha sık görülmektedir. Her iki tip diyabette ilaçlar, yaşam şeklinin ve beslenmenin düzenlenmesi hem tedavide hem de korunmada temel taşlardır. Yaşam şeklinin yeniden düzenlenmesinde beslenmenin yanı sıra yeterli düzeyde bedensel aktivitenin yapılması en önemli noktalardır. Bu sayede hayat kalitesi arttığı gibi yaşam süresi de uzamaktadır.


Yapılan araştırmalar sonucunda düzenli yapılan fiziksel aktivitenin ve sporun diyabetten koruyucu rol oynadığı iyi bir şekilde tanımlanmıştır. Bu birçok mekanizma ile oluşan vücudun uyumu sonucu ortaya çıkmaktadır..


Vücut kasları çalışma sırasında öncelikle kandaki şekeri (glikozu) enerji olarak kullanır. Bu enerji kaynağının yeterli olması kas çalışmasındaki verimi artırır. İnsülin kandaki glikozun kas hücresine girmesini sağlar. Düzenli egzersiz sonucunda çalışan kaslarda birtakım uyum mekanizmaları gelişerek kasın kandaki glikozu daha fazla kas hücresi içine alması ve enerji için bu glikozu daha etkin olarak kullanması mümkün olmaktadır. Kas hücreleri insüline daha duyarlı hale geldiklerinden yeterli insülin olmadan da glikoz kas hücresi içine girmekte ve enerji olarak kullanılabilmektedir. Düzenli egzersizle bu uyum çok daha iyi gerçekleştirilebilmektedir. Düzenli yapılan egzersiz vücuttaki yağ dokularını azaltarak kas kitlesini artıracaktır. Vücut ağırlığı, dolayısı ile vücut kitle indeksi azalacaktır. Çalışan kasların etrafındaki kılcal damarlar artacaktır. Kas hücrelerinin ve karaciğerin vücuttaki şeker metabolizmalarındaki kontrolleri daha iyi hale gelecektir. Egzersizin kan yağları üzerinde olumlu etkisi ile diyabet hastalarında daha sık görülen kalp ve damar hastalıklarına bağlı yüksek tansiyon, inme, koroner kalp hastalığı gibi çeşitli komplikasyonlar azalacaktır. Hastanın günlük aktivitelerdeki işlevsel kapasitesi artacak ve kendini daha iyi hissedecektir. Hasta eğer insülin kullanıyorsa insülin gereksinimi azalacak ilaçla veya ilaçsız kan şekeri kontrolü daha iyi olabilecektir. Sonuçta yaşam kalitesi artacaktır. Bu etkiler her yaş grubunda görülebilmektedir, özellikle yaşlılar egzersiz yapma konusunda cesaretlendirilmelidir.


Diyabet hastalarında koroner arter ve çeşitli damar hastalıkları, böbrek hastalığı (nefropati), Hipertansiyon, akciğer, sinir tutulumları (periferik nöropati), göz hastalıkları (retinopati) diyabetik ayak gibi komplikasyonların daha sık görülmektedir.


Diyabet hastası için düzenlenecek egzersiz reçetesi;


Diyabet hastalarının düzenli olarak tedavilerini düzenleyen hekimler tarafından kontrol edilmeleri gereklidir. Düzenli olarak egzersiz yapmayan şeker hastaları özellikle egzersiz programına başlamadan önce hekim kontrolünden geçerek ilaç tedavisinin beslenme ve egzersiz reçetesinin kişiye özel olarak düzenlenmesi gereklidir. Hastanın yaşam tarzı, hastalığın düzeyi, ilaç kullanımı, hastalıklara bağlı komplikasyonlar, eşlik eden diğer hastalıklar. spor geçmişi gibi birçok faktör yapılacak egzersizin tipini, sıklığını, şiddeti belirlemede kısacası düzenlenecek egzersiz reçetesi için önemli olacaktır.


Hastalar egzersiz ile ilişkili koroner damar hastalıkları (efor testi), kan glikoz düzeyi artması (hiperglisemi), azalması (hipoglisemi), kan basıncı, böbrek ve sinir açısından değerlendirilmeli ve çıkabilecek olumsuz durumlar açısından bilgilendirilmelidir. Ayrıca beslenme uzmanına yönlendirilmelidir. Hastalara beklene etkilerin görülmesinin 4 ila 6 ay alabileceği anlatılmalıdır.


Egzersiz reçetesi yazmadan önce egzersiz testi uygulanması gereken durumlar: Otuz yaş üzeri Tip 1 diyabet hastası ya da 15 yıldan daha uzun süredir tip 1 diyabet hastası olmak, Koroner arter hastalığı ya da risk faktörlerinden en az birine sahip olmak, diyabet hastalığına bağlı komplikasyonları olmak. Bu durumda hastalara bisiklet ya da koşu bandında uygulanabilecek çeşitli testlerle ve egzersiz sırasında yapılacak kan şekeri ölçümleri sonucunda egzersiz reçetesi şekillenir.
Temel olarak tip 1 ve tip 2 diyabet hastalarının egzersiz reçeteleri birbirine benzer.


Egzersizin tipi


Diyabet hastalarında seçilecek aerobik fiziksel aktivite; kalp hızını istenilen düzeyde artıracak ve çok sayıda farklı kas gruplarının kullanılabileceği yürüyüş, tempolu yürüme, koşu, yüzme, dans, bisiklet, kürek olabilir. Bu egzersizlere direnç ve esneklik çalışmaları da eklenebilir. Değişik çalışmalarının bir arada yapılması kan glikoz kontrollü için daha etkili olduğu gösterilmiştir. Egzersiz seansı mutlaka ısınma ve soğuma dönemlerini de içermelidir.


Egzersizin süresi


Bireyin kondisyon durumuna bağlı olmakla birlikte ısınma ve soğuma dönemi en az beş dakika olmalıdır. Bu yaralanma ve egzersiz sonrası ritim bozukluğu riskini azaltmada önemlidir. Bu dönem çalışmaları planlanan aerobik aktivitenin daha düşük şiddette yapılması ile sağlanabilir. Egzersiz seansı yani başlayanlar için 5-10 dakikalık çok kısa sürelerle başlayabilir. Bu süre giderek artırılarak hedeflenen süreye ulaşılmalıdır. Bu süre en az 30 ila 40 dakika olmalıdır. Zaman içerisinde 60 dakikaya kadar uzayan egzersizler planlanabilir. Hedeflenen süreye ulaşmak için acele edilmemeli, kişinin uzun süreli egzersizleri yapamadığı durumlarda ısrarcı olunmamalıdır. Gerekli durumlarda hedeflenen süre iki ayrı seans halinde de yapılabilir.


Egzersizin sıklığı


Egzersizin etkileri kısa süreli olmaktadır. Diyabet hastalığının oluşma riskinin azaltılmasında uzun süreli ve düzenli egzersiz yapılması önerilmektedir. Fiziksel aktivite her gün yapılabilirse de çalışan kasların yeterli dinlenmelerini sağlamak ve aşırı kullanmalara bağlı yaralanmaları önlemek için birkaç gün ara verilmesi önerilmektedir. Haftada 4- 5 gün egzersiz planlanabilir. İstirahat günleri de egzersiz günleri arasına dağıtılmalıdır. Tip 1 diyabette her gün egzersiz yapılması önerilebilir. Ağır bir egzersiz yapılacaksa bir sonraki gün daha hafif bir egzersiz planlanabilir. Özellikle kilo verme hedefleniyorsa bu yolla tüm hafta aktivite yapılabilmesi mümkün olabilir.


Egzersizin şiddeti


Egzersiz şiddeti bireyseldir, herkese uyacak genel bir şiddet düzeyi belirlemek doğru değildir. Kısa süren çok şiddetli egzersizlerde glikozun yeterli kullanılması söz konusu olmayacaktır. Egzersiz şiddetini belirlemede kullanılacak en pratik yöntem kalp hızını yani nabzı kontrol etmektir. Kişi (220–yaş) formülü ile bulunan maksimal kalp hızının yüzde 55 ila 80 i arasında (%55-80) bir şiddet aralığı belirleyerek fiziksel aktivitesini bu nabız aralığında yapmaya çalışmalıdır. Uygun durumlarda % 90 lara çıkılabilir. Şiddet tedrici olarak artırılmalı, ulaşılan düzey tolere edilene kadar artırma yapılmamalıdır. Egzersiz şiddetini kişinin egzersiz geçmişi, eşlik eden hastalıklar, vücudun cevabı gibi birçok faktör etkileyecektir. Öneri olarak ağırlık kaybı hedeflenmiyorsa haftalık bin kalori, ağırlık kaybı hedefleniyorsa haftalık 2 bin kalori düzeyinde enerji harcaması planlanması yapılabilir.


Ağırlık çalışması hafif yüklerle yapılmalıdır. Bu yük 1 tekrarlı maksimum ağılığın % 40 ila 60 ı aralığında olacak şekilde 8-12 tekrarlı iki set olarak düzenlenebilir. Aşamalı olarak 15-20 tekrarlara çıkılabilir. Bu hem kas kitlesini artırarak, hem de enerji harcamasını artırarak kan şeker düzeyini kontrolde yardımcı olacaktır.


Diyabet hastalarında egzersizin oluşturabileceği bazı riskler konusunda dikkatli olmak gereklidir. Hipoglisemi (dalma, kaya tırmanışı, uzun mesafe yüzme önerilmez), retinopati (ağırlık çalışmaları ve dağ tırmanışı önerilmez), egzersize anormal cevap (kalp atım hızı ve kan basıncında düzensizlikler, göğüs ağrısı oluşması, hipoglisemi bulgularının görülmesi), diyabete bağlı böbrek tutulumu (direnç- ağırlık çalışmaları önerilmez), kalp damar hastalıkları (egzersiz programı öncesinde stres testi yapılması önerilmelidir).


Gecikmiş hipoglisemi açısından dikkatli olunmalıdır. Bu yaş veya hastalığın şiddeti ile ilgili olmaksızın, egzersiz esnasında kan şekeri normal olsa dahi, şiddetli bir egzersizden 6 ila 28 saat sonrasına kadar ortaya çıkabilir (Gece oluşabilir). Bu duruma egzersiz sırasında glikojen depolarının tükenmesi ve egzersiz sonrası yerine konmaması, ayrıca egzersiz sonrası insülin duyarlılığının artması yol açmaktadır.
 

Diyabet hastalarında egzersiz planlanmasında dikkat edilecek noktalar


· Egzersiz programına başlamadan hekim kontrollü yapılmalıdır.

 

· Egzersiz reçetesi hekim tarafından düzenlenmelidir. Gerekli durumlarda stres testleri yapılmalıdır. Yeni duruma uygun beslenme için diyetisyen yardımı alınmalıdır.


· Göz, böbrek, diyabetik ayak gibi diyabete bağlı komplikasyonlar varsa egzersiz reçetesi çok dikkatli planlanmalıdır.

 
· Egzersiz reçetesi yazılırken özellikle yaşlılarda eşlik eden diğer fizyolojik veya patolojik değişiklikler dikkate alınmalıdır. (görmede azalma, osteoporoz, kas kitlesinde azalma, kas eklem hastalıkları, psikomotor değişiklikler vb.)


· Egzersiz programı bireyseldir, hastaların bu konuda eğitilmesi gereklidir.


· Hastalar egzersizin riskleri ve bunlara ait bulgular konusunda aydınlatılmalıdır. Bu çerçevede hipoglisemi oluştuğu durumda yapılacaklar planlanmalıdır.


· Engelleyen herhangi bir neden yoksa egzersizin daha yüksek yoğunluklarda yapılması teşvik edilmelidir.


· Egzersiz programına ek olarak günlük fiziksel aktiviteyi artırmak amaçlı yaşam tarzında değişiklik önerileri yapılmalıdır.


· Diyabetik ayak sorunu olan hastalarda uygun ayakkabılar ve çorap seçilerek ve gerekli önlemler alınarak egzersiz yapılması sağlanmalı. Kürek, yüzme, sabit bisiklet, gibi ayağa daha az yük bindiren aktiviteler seçilebilir.


· Egzersiz programını sıkıcılıktan kurtarmak için çeşitlendirilmeli ve oyunlar eklenmelidir, kişinin en çok hoşlandığı aktiviteler planlanmalıdır.


· Geç saatlerde egzersiz yapılmaması önerilir.


· Diyabet hastası çocuklarda egzersiz gözetim altında yaptırılmalıdır.


· Hastalar ilk egzersizlerini mümkünse sağlık personeli gözetiminde bir ortamda başlamalıdır.


· Aç karnına egzersiz yapılması önerilmez. En uygun zaman yemekten sonraki 1-2 saattir. Aç karnına ya da öğünlerden önce yapılacak egzersizde hipoglisemi (kan şekerinde ani azalmalar) oluşma riski vardır


· İdeal olanı egzersizden önce, egzersiz sırasında ve egzersiz sonrası kan şekerinin ölçülmesidir. Ancak bu pratikte egzersizden soğuma ile sonuçlanabilecektir. Ancak egzersiz programına yeni başlayanlar için bu ölçümler yapılmalı hipoglisemi ve hiperglisemi belirtileri ayrıntılı olarak anlatılmalıdır. Özellikle insülin kullanan diyabet hastalarında bu daha önemli olacaktır.


· Hastaların egzersizden 1 ila 2 saat önce karbonhidrat ağılıklı bir öğün yemeleri teşvik edilmeli (20-40 gr karbonhidrat)


· İnsülin kullanan hastalarda egzersizden en az bir saat önce insülin enjekte edilmemeli, egzersizden önceki insülin dozunun azaltılması tavsiye edilmelidir.


· İnsülin egzersizde aktif olarak kullanılacak kol ve bacak kısımlarına yapılmamalıdır.


· Egzersiz öncesi yapılacak kısa etkili insülinin dozu azaltılmalıdır. Bu bir saatten az sürecek egzersizlerde % 30 civarı olabilmektedir.


· Egzersize başlamadan önce yapılacak ölçümünde kan şekeri 250 mg/dl ve idrarda keton var ise, ya da kan şekeri 290 mg/dl üzerinde ise egzersiz yapmasına izin verilmez. Egzersiz ile depo karbonhidratların kan dolaşımına karışmalarının artması nedeni ile egzersizin başında hiperglisemi ve ketoz riski artmaktadır.


· Bu ölçümde Kan şekeri 100 mgl/dl nin altında ise hipoglisemi oluşma riski nedeniyle egzersize izin verilmez. Bu durumda egzersizden önce 15-20 gram karbonhidrat içeren bir atıştırma yapılması önerilmektedir.


· Egzersiz sırasında yanında kimlik bilgilerini ve hastalığını belirtecek bir belge, mobil telefon, yeterli sıvı ve karbonhidrat ve kan şekeri ölçüm cihazı içeren bir küçük çanta bulundurması tavsiye edilmektedir.


· Dehidratasyonu önlemek için egzersizden önce, egzersiz sırasında ve egzersizden sonra yeterli sıvı alımı sağlanmalıdır.


· Egzersiz sırasında hipoglisemi riski açısından tüketime hazır halde karbonhidratlar bulundurulmalıdır. Bu amaçla Karbonhidrat içeren içeceklerden her yarım saatte bir bardak içilmesi önerilir.


· Egzersizi yalnız ortamda yapmamaları önerilmelidir


· Yoğun bir egzersizden sonra yapılacak insülin daha hızlı etki gösterebileceğinden insülin dozu konusunda dikkatli olunmalıdır


· Egzersiz alınan diyabet ilaçlarının ve insülinin etkisinin en yüksek olduğu dönemde yapılmamalıdır.


· Yoğun ve uzun egzersizden sonra hipoglisemi riski açısından glikojen depolarının tekrar doldurulması gerekmektedir.


· Özellikle glikoz kontrolünün iyi yapılamadığı hastalarda hipoglisemi riski nedeniyle çok uzun süren egzersizler ve dağcılık, motor yarışı gibi tehlikeli aktiviteler önerilmez.
 
 
KAYNAKLAR
Medical and other Conditions Affecting sports Participitation Team Physician manuel FIMS 2006
Akalın S, Arslan M, Başkal N, ve ark. Diyabet ve Siz. Ed: Ş. İmamoğlu, S. Akalın T. Yılmaz, Eskort İletişim A.Ş., İstanbul, 2001.
http://www.fpnotebook.com/Endo/Sports/ExrcsInDbtsMlts.htm
ACSM's Guidelines for Exercise (2006)
Kasımay Ö, Metin G. Kronik Hastalıklarda Egzersiz Klinik Gelişim Dergisi 2009 S 44-49
http://www.turkdiab.org/page.aspx?u=1&s=22
 
06.03.2010

 

Menu

Bacak Estetiği  
Tüp Bebek-Bülent Tıraş  

 

 

 

Yeniler

 Mutlaka Okuyun

 Hayret Edeceksin
Parmaklarımızda kas varmıdır? Parmaklarımızda kas var mıdır?
Parmaklarımız ıslanınca neden buruşur? Parmaklarımız ıslanınca neden buruşur?
Yenilenen Vücudumuz Yenilenen Vücudumuz
 

 Yeni Konular

Kampilobakter Enfeksiyonları

Aileniz Yeterince Uyuyor mu?

 

 

Yeni Sayfa 1
Yağlar
Lifli (Posalı) Besinler
Sağlıklı Yaşam ve Yürüyüş
Besin Piramidi
Çocuk ve Spor

 

Diyet ve Egzersiz Çok Okunanlar
 
Diyet ve Egzersiz Çok Okunanlar

Yürüyüşe Başlarken

Kolay uygulanabilen, çok fazla ekipman gerektirmeyen, hemen her yaştan ve cinsten kişinin yapabileceği bir egzersiz tipi yürüyüş.

Çocuk ve Spor

Fiziksel aktivitenin genetik olarak kodlanmış büyüme ve gelişme üzerine etkili olabileceğine dair birçok çalışma vardır.

Lifli (Posalı) Besinler

Lifli besin tüketiminin barsak hareketlerinin düzenlenmesinde, kabızlıkta faydalı olduğunu hemen hepimiz duymuşuzdur.

Yağlar

Yağlar insan vücudu için gerekli olan enerjinin en önemli kaynaklarından biridir.

Diyet ve Egzersiz Ana Sayfa

      

alt

Gizlilik   l   Kullanım  l   İletişim  l   Reklam

© 1999-2014 www.populermedikal.com

 

Facebook'ta takip et        Twitter'da takip et       

 

DİĞER SİTELERİMİZ

Tıp Rehberi

Sağlığınız

Hayret Edeceksin

Bilim Club

Hayret Edeceksin TV