|
Kronik
hastalıkların
tedavilerini düzenlerken
hekimler hastalarına
yazdıkları ilaç reçetesi
yanı sıra günlük hayatta
bedensel aktivitelerini
artırmalarını önerirler.
Bunlara ek olarak bazı
hekimler bir de egzersiz
reçetesi yazarak
hastalarına verir.
Yeterli
düzeyde yapılan bedensel
aktivitenin birçok
kronik hastalık için hem
koruyucu hem de tedavi
edici etkisi kabul
edilmiştir. Yaşam
süresinin uzaması ile
kronik hastalıkların
görülme sıklıkları daha
çok artmakta hem toplum
sağlığı hem de sağlık
hizmetlerinin maliyeti
açısından koruyucu
hekimlikte bedensel
aktivite ve spor daha
çok vurgulanmaktadır.
Kronik hastalıklarda
kişiye özgü verilecek
egzersiz reçetesi ile
kardiyovasküler
kondisyonda, solunum
veriminde, kas gücünde
ve esneklikte artma,
vücut kompozisyonunda, ,
kan basıncı, kan
yağları, kan glikozu ve
insülin metabolizmasında
düzelme, kendini daha
iyi hissetme gibi birçok
olumlu etkiler
görülmekte bunlar da
tedavideki başarıyı
artırmaktadır.
Diyabet
toplum tarafından iyi
bilinen kronik
hastalıklar arasındadır.
Hastalık insülin
salgılanması ya da
etkinliğinde bozukluğa
bağlı olarak kan
şekerinin yükselmesi ile
seyreden metabolik bir
hastalıktır. Başlıca
insüline bağımlı olan
“tip 1 diyabet” ve
olmayan “tip 2 diyabet”
olarak iki geniş sınıfa
ayrılmaktadır. Diyabet
hastalarının büyük
kısmını Tip 2 oluşturur.
Uzun seneler yüksek kan
şekeri düzeyi ile
yaşayan hastalarda
damarların tutulumu ile
gözde, böbreklerde ve
sinirlerde çeşitli
komplikasyonların oluşma
riski artmakta, koroner
arter hastalığı, damar
sertliği, yüksek kan
yağları, yüksek tansiyon
ve kalp krizi gibi
hastalıklar daha sık
görülmektedir. Her iki
tip diyabette ilaçlar,
yaşam şeklinin ve
beslenmenin düzenlenmesi
hem tedavide hem de
korunmada temel
taşlardır. Yaşam
şeklinin yeniden
düzenlenmesinde
beslenmenin yanı sıra
yeterli düzeyde bedensel
aktivitenin yapılması en
önemli noktalardır. Bu
sayede hayat kalitesi
arttığı gibi yaşam
süresi de uzamaktadır.
Yapılan
araştırmalar sonucunda
düzenli yapılan fiziksel
aktivitenin ve sporun
diyabetten koruyucu rol
oynadığı iyi bir şekilde
tanımlanmıştır. Bu
birçok mekanizma ile
oluşan vücudun uyumu
sonucu ortaya
çıkmaktadır..
Vücut
kasları çalışma
sırasında öncelikle
kandaki şekeri (glikozu)
enerji olarak kullanır.
Bu enerji kaynağının
yeterli olması kas
çalışmasındaki verimi
artırır. İnsülin kandaki
glikozun kas hücresine
girmesini sağlar.
Düzenli egzersiz
sonucunda çalışan
kaslarda birtakım uyum
mekanizmaları gelişerek
kasın kandaki glikozu
daha fazla kas hücresi
içine alması ve enerji
için bu glikozu daha
etkin olarak kullanması
mümkün olmaktadır. Kas
hücreleri insüline daha
duyarlı hale
geldiklerinden yeterli
insülin olmadan da
glikoz kas hücresi içine
girmekte ve enerji
olarak
kullanılabilmektedir.
Düzenli egzersizle bu
uyum çok daha iyi
gerçekleştirilebilmektedir.
Düzenli yapılan egzersiz
vücuttaki yağ dokularını
azaltarak kas kitlesini
artıracaktır. Vücut
ağırlığı, dolayısı ile
vücut kitle indeksi
azalacaktır. Çalışan
kasların etrafındaki
kılcal damarlar
artacaktır. Kas
hücrelerinin ve
karaciğerin vücuttaki
şeker
metabolizmalarındaki
kontrolleri daha iyi
hale gelecektir.
Egzersizin kan yağları
üzerinde olumlu etkisi
ile diyabet hastalarında
daha sık görülen kalp ve
damar hastalıklarına
bağlı yüksek tansiyon,
inme, koroner kalp
hastalığı gibi çeşitli
komplikasyonlar
azalacaktır. Hastanın
günlük aktivitelerdeki
işlevsel kapasitesi
artacak ve kendini daha
iyi hissedecektir. Hasta
eğer insülin
kullanıyorsa insülin
gereksinimi azalacak
ilaçla veya ilaçsız kan
şekeri kontrolü daha iyi
olabilecektir. Sonuçta
yaşam kalitesi
artacaktır. Bu etkiler
her yaş grubunda
görülebilmektedir,
özellikle yaşlılar
egzersiz yapma konusunda
cesaretlendirilmelidir.
Diyabet
hastalarında koroner
arter ve çeşitli
damar
hastalıkları, böbrek
hastalığı (nefropati),
Hipertansiyon, akciğer,
sinir tutulumları (periferik
nöropati), göz
hastalıkları (retinopati)
diyabetik ayak gibi
komplikasyonların daha
sık görülmektedir.
Diyabet
hastası için
düzenlenecek egzersiz
reçetesi;
Diyabet
hastalarının düzenli
olarak tedavilerini
düzenleyen hekimler
tarafından kontrol
edilmeleri gereklidir.
Düzenli olarak egzersiz
yapmayan şeker hastaları
özellikle egzersiz
programına başlamadan
önce hekim kontrolünden
geçerek ilaç tedavisinin
beslenme ve egzersiz
reçetesinin kişiye özel
olarak düzenlenmesi
gereklidir. Hastanın
yaşam tarzı, hastalığın
düzeyi, ilaç kullanımı,
hastalıklara bağlı
komplikasyonlar, eşlik
eden diğer hastalıklar.
spor geçmişi gibi birçok
faktör yapılacak
egzersizin tipini,
sıklığını, şiddeti
belirlemede kısacası
düzenlenecek egzersiz
reçetesi için önemli
olacaktır.
Hastalar
egzersiz ile ilişkili
koroner damar
hastalıkları (efor
testi), kan glikoz
düzeyi artması (hiperglisemi),
azalması (hipoglisemi),
kan basıncı, böbrek ve
sinir açısından
değerlendirilmeli ve
çıkabilecek olumsuz
durumlar açısından
bilgilendirilmelidir.
Ayrıca beslenme uzmanına
yönlendirilmelidir.
Hastalara beklene
etkilerin görülmesinin 4
ila 6 ay alabileceği
anlatılmalıdır.
Egzersiz
reçetesi yazmadan önce
egzersiz testi
uygulanması gereken
durumlar: Otuz yaş üzeri
Tip 1 diyabet hastası ya
da 15 yıldan daha uzun
süredir tip 1 diyabet
hastası olmak, Koroner
arter hastalığı ya da
risk faktörlerinden en
az birine sahip olmak,
diyabet hastalığına
bağlı komplikasyonları
olmak. Bu durumda
hastalara bisiklet ya da
koşu bandında
uygulanabilecek çeşitli
testlerle ve egzersiz
sırasında yapılacak kan
şekeri ölçümleri
sonucunda egzersiz
reçetesi şekillenir.
Temel
olarak tip 1 ve tip 2
diyabet hastalarının
egzersiz reçeteleri
birbirine benzer.
Egzersizin tipi
Diyabet
hastalarında seçilecek
aerobik fiziksel
aktivite; kalp hızını
istenilen düzeyde
artıracak ve çok sayıda
farklı kas gruplarının
kullanılabileceği
yürüyüş, tempolu yürüme,
koşu, yüzme, dans,
bisiklet, kürek
olabilir. Bu
egzersizlere direnç ve
esneklik çalışmaları da
eklenebilir. Değişik
çalışmalarının bir arada
yapılması kan glikoz
kontrollü için daha
etkili olduğu
gösterilmiştir. Egzersiz
seansı mutlaka ısınma ve
soğuma dönemlerini de
içermelidir.
Egzersizin süresi
Bireyin
kondisyon durumuna bağlı
olmakla birlikte ısınma
ve soğuma dönemi en az
beş dakika olmalıdır. Bu
yaralanma ve egzersiz
sonrası ritim bozukluğu
riskini azaltmada
önemlidir. Bu dönem
çalışmaları planlanan
aerobik aktivitenin daha
düşük şiddette yapılması
ile sağlanabilir.
Egzersiz seansı yani
başlayanlar için 5-10
dakikalık çok kısa
sürelerle başlayabilir.
Bu süre giderek
artırılarak hedeflenen
süreye ulaşılmalıdır. Bu
süre en az 30 ila 40
dakika olmalıdır. Zaman
içerisinde 60 dakikaya
kadar uzayan egzersizler
planlanabilir.
Hedeflenen süreye
ulaşmak için acele
edilmemeli, kişinin uzun
süreli egzersizleri
yapamadığı durumlarda
ısrarcı olunmamalıdır.
Gerekli durumlarda
hedeflenen süre iki ayrı
seans halinde de
yapılabilir.
Egzersizin sıklığı
Egzersizin etkileri kısa
süreli olmaktadır.
Diyabet hastalığının
oluşma riskinin
azaltılmasında uzun
süreli ve düzenli
egzersiz yapılması
önerilmektedir. Fiziksel
aktivite her gün
yapılabilirse de çalışan
kasların yeterli
dinlenmelerini sağlamak
ve aşırı kullanmalara
bağlı yaralanmaları
önlemek için birkaç gün
ara verilmesi
önerilmektedir. Haftada
4- 5 gün egzersiz
planlanabilir. İstirahat
günleri de egzersiz
günleri arasına
dağıtılmalıdır. Tip 1
diyabette her gün
egzersiz yapılması
önerilebilir. Ağır bir
egzersiz yapılacaksa bir
sonraki gün daha hafif
bir egzersiz
planlanabilir. Özellikle
kilo verme
hedefleniyorsa bu yolla
tüm hafta aktivite
yapılabilmesi mümkün
olabilir.
Egzersizin şiddeti
Egzersiz
şiddeti bireyseldir,
herkese uyacak genel bir
şiddet düzeyi belirlemek
doğru değildir. Kısa
süren çok şiddetli
egzersizlerde glikozun
yeterli kullanılması söz
konusu olmayacaktır.
Egzersiz şiddetini
belirlemede kullanılacak
en pratik yöntem kalp
hızını yani nabzı
kontrol etmektir. Kişi
(220–yaş) formülü ile
bulunan maksimal kalp
hızının yüzde 55 ila 80
i arasında (%55-80) bir
şiddet aralığı
belirleyerek fiziksel
aktivitesini bu nabız
aralığında yapmaya
çalışmalıdır. Uygun
durumlarda % 90 lara
çıkılabilir. Şiddet
tedrici olarak
artırılmalı, ulaşılan
düzey tolere edilene
kadar artırma
yapılmamalıdır. Egzersiz
şiddetini kişinin
egzersiz geçmişi, eşlik
eden hastalıklar,
vücudun cevabı gibi
birçok faktör
etkileyecektir. Öneri
olarak ağırlık kaybı
hedeflenmiyorsa haftalık
bin kalori, ağırlık
kaybı hedefleniyorsa
haftalık 2 bin kalori
düzeyinde enerji
harcaması planlanması
yapılabilir.
Ağırlık
çalışması hafif yüklerle
yapılmalıdır. Bu yük 1
tekrarlı maksimum
ağılığın % 40 ila 60 ı
aralığında olacak
şekilde 8-12 tekrarlı
iki set olarak
düzenlenebilir. Aşamalı
olarak 15-20 tekrarlara
çıkılabilir. Bu hem kas
kitlesini artırarak, hem
de enerji harcamasını
artırarak kan şeker
düzeyini kontrolde
yardımcı olacaktır.
Diyabet
hastalarında egzersizin
oluşturabileceği bazı
riskler konusunda
dikkatli olmak
gereklidir. Hipoglisemi
(dalma, kaya tırmanışı,
uzun mesafe yüzme
önerilmez), retinopati
(ağırlık çalışmaları ve
dağ tırmanışı
önerilmez), egzersize
anormal cevap (kalp atım
hızı ve kan basıncında
düzensizlikler, göğüs
ağrısı oluşması,
hipoglisemi bulgularının
görülmesi), diyabete
bağlı böbrek tutulumu
(direnç- ağırlık
çalışmaları önerilmez),
kalp damar hastalıkları
(egzersiz programı
öncesinde stres testi
yapılması
önerilmelidir).
Gecikmiş
hipoglisemi açısından
dikkatli olunmalıdır. Bu
yaş veya hastalığın
şiddeti ile ilgili
olmaksızın, egzersiz
esnasında kan şekeri
normal olsa dahi,
şiddetli bir egzersizden
6 ila 28 saat sonrasına
kadar ortaya çıkabilir
(Gece oluşabilir). Bu
duruma egzersiz
sırasında glikojen
depolarının tükenmesi ve
egzersiz sonrası yerine
konmaması, ayrıca
egzersiz sonrası insülin
duyarlılığının artması
yol açmaktadır.
Diyabet
hastalarında egzersiz
planlanmasında dikkat
edilecek noktalar
·
Egzersiz
programına başlamadan
hekim kontrollü
yapılmalıdır. Egzersiz
reçetesi hekim
tarafından
düzenlenmelidir. Gerekli
durumlarda stres
testleri yapılmalıdır.
Yeni duruma uygun
beslenme için diyetisyen
yardımı alınmalıdır.
·
Göz,
böbrek, diyabetik ayak
gibi diyabete bağlı
komplikasyonlar varsa
egzersiz reçetesi çok
dikkatli planlanmalıdır.
·
Egzersiz
reçetesi yazılırken
özellikle yaşlılarda
eşlik eden diğer
fizyolojik veya
patolojik değişiklikler
dikkate alınmalıdır.
(görmede azalma,
osteoporoz, kas
kitlesinde azalma, kas
eklem hastalıkları,
psikomotor değişiklikler
vb.)
·
Egzersiz
programı bireyseldir,
hastaların bu konuda
eğitilmesi gereklidir.
·
Hastalar
egzersizin riskleri ve
bunlara ait bulgular
konusunda
aydınlatılmalıdır. Bu
çerçevede hipoglisemi
oluştuğu durumda
yapılacaklar
planlanmalıdır.
·
Engelleyen herhangi bir
neden yoksa egzersizin
daha yüksek
yoğunluklarda yapılması
teşvik edilmelidir.
·
Egzersiz
programına ek olarak
günlük fiziksel
aktiviteyi artırmak
amaçlı yaşam tarzında
değişiklik önerileri
yapılmalıdır.
·
Diyabetik
ayak sorunu olan
hastalarda uygun
ayakkabılar ve çorap
seçilerek ve gerekli
önlemler alınarak
egzersiz yapılması
sağlanmalı. Kürek,
yüzme, sabit bisiklet,
gibi ayağa daha az yük
bindiren aktiviteler
seçilebilir.
·
Egzersiz
programını sıkıcılıktan
kurtarmak için
çeşitlendirilmeli ve
oyunlar eklenmelidir,
kişinin en çok
hoşlandığı aktiviteler
planlanmalıdır.
·
Geç
saatlerde egzersiz
yapılmaması önerilir.
·
Diyabet
hastası çocuklarda
egzersiz gözetim altında
yaptırılmalıdır.
·
Hastalar
ilk egzersizlerini
mümkünse sağlık
personeli gözetiminde
bir ortamda
başlamalıdır.
·
Aç
karnına egzersiz
yapılması önerilmez. En
uygun zaman yemekten
sonraki 1-2 saattir. Aç
karnına ya da öğünlerden
önce yapılacak
egzersizde hipoglisemi
(kan şekerinde ani
azalmalar) oluşma riski
vardır
·
İdeal
olanı egzersizden önce,
egzersiz sırasında ve
egzersiz sonrası kan
şekerinin ölçülmesidir.
Ancak bu pratikte
egzersizden soğuma ile
sonuçlanabilecektir.
Ancak egzersiz
programına yeni
başlayanlar için bu
ölçümler yapılmalı
hipoglisemi ve
hiperglisemi belirtileri
ayrıntılı olarak
anlatılmalıdır.
Özellikle insülin
kullanan diyabet
hastalarında bu daha
önemli olacaktır.
·
Hastaların egzersizden 1
ila 2 saat önce
karbonhidrat ağılıklı
bir öğün yemeleri teşvik
edilmeli (20-40 gr
karbonhidrat)
·
İnsülin
kullanan hastalarda
egzersizden en az bir
saat önce insülin
enjekte edilmemeli,
egzersizden önceki
insülin dozunun
azaltılması tavsiye
edilmelidir.
·
İnsülin
egzersizde aktif olarak
kullanılacak kol ve
bacak kısımlarına
yapılmamalıdır.
·
Egzersiz
öncesi yapılacak kısa
etkili insülinin dozu
azaltılmalıdır. Bu bir
saatten az sürecek
egzersizlerde % 30
civarı olabilmektedir.
·
Egzersize
başlamadan önce
yapılacak ölçümünde kan
şekeri 250 mg/dl ve
idrarda keton var ise,
ya da kan şekeri 290 mg/dl
üzerinde ise egzersiz
yapmasına izin verilmez.
Egzersiz ile depo
karbonhidratların kan
dolaşımına
karışmalarının artması
nedeni ile egzersizin
başında hiperglisemi ve
ketoz riski artmaktadır.
·
Bu
ölçümde Kan şekeri 100
mgl/dl nin altında ise
hipoglisemi oluşma riski
nedeniyle egzersize izin
verilmez. Bu durumda
egzersizden önce 15-20
gram karbonhidrat içeren
bir atıştırma yapılması
önerilmektedir.
·
Egzersiz
sırasında yanında kimlik
bilgilerini ve
hastalığını belirtecek
bir belge, mobil
telefon, yeterli sıvı ve
karbonhidrat ve kan
şekeri ölçüm cihazı
içeren bir küçük çanta
bulundurması tavsiye
edilmektedir.
·
Dehidratasyonu önlemek
için egzersizden önce,
egzersiz sırasında ve
egzersizden sonra
yeterli sıvı alımı
sağlanmalıdır.
·
Egzersiz
sırasında hipoglisemi
riski açısından tüketime
hazır halde
karbonhidratlar
bulundurulmalıdır. Bu
amaçla Karbonhidrat
içeren içeceklerden her
yarım saatte bir bardak
içilmesi önerilir.
·
Egzersizi
yalnız ortamda
yapmamaları
önerilmelidir
·
Yoğun bir
egzersizden sonra
yapılacak insülin daha
hızlı etki
gösterebileceğinden
insülin dozu konusunda
dikkatli olunmalıdır
·
Egzersiz
alınan diyabet
ilaçlarının ve insülinin
etkisinin en yüksek
olduğu dönemde
yapılmamalıdır.
·
Yoğun ve
uzun egzersizden sonra
hipoglisemi riski
açısından glikojen
depolarının tekrar
doldurulması
gerekmektedir.
·
Özellikle
glikoz kontrolünün iyi
yapılamadığı hastalarda
hipoglisemi riski
nedeniyle çok uzun süren
egzersizler ve dağcılık,
motor yarışı gibi
tehlikeli aktiviteler
önerilmez.
KAYNAKLAR
Medical and other
Conditions Affecting
sports Participitation
Team Physician manuel
FIMS 2006
Akalın S, Arslan M,
Başkal N, ve ark.
Diyabet ve Siz. Ed: Ş.
İmamoğlu, S. Akalın T.
Yılmaz, Eskort İletişim
A.Ş., İstanbul, 2001.
http://www.fpnotebook.com/Endo/Sports/ExrcsInDbtsMlts.htm
ACSM's Guidelines for
Exercise (2006)
Kasımay Ö, Metin G.
Kronik Hastalıklarda
Egzersiz Klinik Gelişim
Dergisi 2009 S 44-49
http://www.turkdiab.org/page.aspx?u=1&s=22
06.03.2010 |