|
Sağlıklı yaşamamız için
gerekli kolesterolün
neredeyse tamamı
vücudumuz tarafından
üretilir. Bunun dışında
dışardan aldığımız
birçok besin de
kolesterol içermektedir.
Kan kolesterol düzeyleri
yükseldiğinde başta kalp
hastalıkları olmak üzere
birçok sağlık problemi
ile karşı karşıya
kalırız.
Kolesterol bazı
kuruyemişler ve yemeklik
yağlarda olduğu gibi süt
ürünleri ve et gibi
hayvansal kökenli
yiyeceklerde de
bulunur.Doymuş yağ
içeren bütün yiyecekler
aynı zamanda kolesterolü
de içerirler. Ne kadar
çok hayvansal gıda ve
kızartılmış gıda alırsak
o kadar fazla kolesterol
alırız.
Şunu da unutmamalıyız ki
yüksek kolesterolün
sorumlusu sadece gıdalar
değildir. Yaşam tarzı,
şişmanlık, sigara
kullanımı, ailemizin
tıbbi geçmişi, yaşımız,
yüksek tansiyon, diabet,
bazı böbrek ve tiroid
hastalıkları gibi bazı
faktörler yüksek
kolesterol için büyük
riske sokabilirler.
Kolesterolün
zararları Nelerdir?
Kandaki yüksek
kolesterol seviyeleri
kan damarlarının
duvarlarına zarar verir.
Damar çeperinde
birikerek plaklar
oluştururlar. Bu da
kalp, beyin ve diğer
organlara oksijen
taşıyan kanın geçişini
kısıtlar. Beyne ve kalbe
giden damarlari
sertlestirirler (
arteriosklerosis)
biriken kolestrol
damarları daraltır,
kalbe giden kan akışının
azalmasına, hatta
kesilmesine sebeb olur,
kalp ihtiyacı olandan az
oksijen alır; kalp
kasları zayıflar ve
göğüs ağrılarına (anjina)
sebep olur. Eğer
daralmış damarda kan
pıhtısı oluşumu ise kalp
krizi(miyokard
enfarktüsü) oluşur. Eğer
pıhtı beyne giden
damarları tıkarsa, felç
oluşur.
Kolesterol düzeyleri 20
yaşından itibaren orta
yaşlara kadar her 5
yılda bir ölçülmelidir.
Genellikle üst sınır
olarak 200, alt sınır
olarak 160 normal kabul
edilir.
Eğer kolesterol
düzeyiniz 240 ve daha
yukarı seviyelerde ise
ve diğer risk
faktörlerine sahipseniz
(örneğin sigara
içiyorsanız veya
geçmişinizde bir kalp
hastalığı hikayeniz
varsa) endişelenmeye
başlamalısınız. Ancak bu
endişenin paniğe
dönüşmesine gerek
yoktur. Çünkü ılımlı
egzersizler ve
diyetinizde yapacağınız
kısıtlamalarla kısa bir
süre içinde kolesterol
düzeylerinizde % 15 lik
bir gerileme olabilir.
Doktorunuzun
düzenleyeceği tedaviler
ile bu oran dahada
artabilir.
Şunu sakın unutmayın:
Kolesterolunuzdeki her
%1 lik düşüş kalp krizi
riskinizi % 2
azaltacaktır.
Kolesterol yüksekliği
sadece orta yaşlarda ve
boğazına düşkünlerde
görülmez. Fakir ve yağ
oranı yüksek besinleri
alan genç ve çocuklarda
da belirtileri hemen
görülmese bile
damarlarda kolesterol
birikimi başlayabilir.
Risk Faktörler
Genler:
Kalıtım kolesterol
seviyeleri üzerinde
önemli bir etkendir.
Araştırmacılar aile ile
ilişkili
hypercholesterolemia ve
diğer ailevi kolesterol
bozukluklarından dolayı
tüm dünya da her yıl 10
milyon orta yaşlı
insanın öldüğüne
inanmaktadırlar.Bazı
kişiler Karaciğerde LDL
alıcılarının eksikliği
ile doğarlar.Bu yüzden
karaciğerin filtre
kapasitesi sınırlıdır.
Başka karaciğer
bozuklukları da
kolesterol seviyelerini
etkilerler.
Tiroid hastalıkları,
diabet gibi bazı genetik
faktörlerde kolesterol
seviyelerini arttırıcı
etki gösterebilirler.Bu
sebeple ailenin tıbbi
öyküsünün bilinmesi
önemlidir.Ailede erken
yaşlarda geçirilmiş kalp
krizi veya kalp krizine
bağlı ölüm öyuküsü varsa
koroner arter hastalığı
veya yüksek kolesterol
riski ailevi olarak
artmaktadır.
Yağlı
Yiyecekler.
Eğer yağlı yiyecekleri
çok fazla tüketiyorsanız
kanınızdaki LDL
seviyeleri
yükselecektir.
Kolesterol et, peynir
gibi hayvansal gıdalarda
ve hazır gıdalarda çokça
bulunur.Bunları
tükettiğinizde vücudunuz
daha çok sature yağ ve
kolesterol emer.
Hareketsiz yaşam
tarzı. Diyet
kadar önemli bir risk
aktörüdür. İstatistikler
fiziksel aktivite ile
kolesterol düzeyleri
arasında direk ilişki
olduğunu göstermektedir.
fiziksel aktivitesi az
olan kişilerde HDL
düşük, LDL yüksektir ve
koroner arterlerde
plaklar oluşmaktadır.
Aşırı Kilo.
Ciddi derecede şişman
kişilerin kanlarında
kolesterol ve
trigliserid miktarları
oldukça yüksektir.
amerikan Kalp Birliği
aşırı şişmanlığı
kalp-damar hastalıkları
açısından büyük risk
faktör olarak kabul
etmektedir.Çünkü aşırı
şişman kişiler
hareketsizdirler ve
beslenme
alışkanlıklarında yağlı
yiyeceklerin payı çok
yüksektir.Bu da arterler
de plaklar oluşumunu
hemen hemen
garantilemektedir.
Sigara.
Sigara içenler yüksek
kolesterol seviyeleri
açısından risk
grubundadırlar. Sigara
içenlerin arterlerinin
iç duvarlarının
yüzeylerinde
düzensizlikler oluşur ve
bu düzensiz yüzey daha
çok yağ tutulumuna sebep
olur. Sigara içenlerde
HDL miktarları yaklaşık
olarak %15 azalmaktadır.
Genellikle hareketsiz
yaşantı tarzına
eğilimlidirler. Düşük
HDL düzeyleri ile
tütünün toksik etkileri
bir araya geldiğinde
kalp krizi riskinin
arttığı görülmektedir.
Aşırı Alkol
Tüketimi.
Ilımlı miktarlarda
tüketilen
alkolün(özellikle günde
bir-iki bardak kırmızı
şarabın) yararı,aşırı
miktarlarda tüketilen
alkolun ise karaciğere
zararı ve kolesterol ve
trigliserid düzeylerini
yükseltici etkisi
vardır.
Yaşlanma.
Yaşla beraber genellikle
kolesterol düzeylerinde
de artış görülür. 45yaş
ve daha üstündeki
erkekler, 55 yaş ve daha
üstündeki bayanlar her
yıl kolesterol
seviyelerini
ölçtürmelidirler.Ayrıca
sigara ve hareketsizlik
gibi diğer risk
faktörlerden mümkün
olduğunca uzak
durmalıdırlar.
Cinsiyet.Erkeklerde
45 yaş ve üzerinde
yüksek LDL düzeyleri
görülme sıklığı artar.
Kadınlarda ise menapozu
izleyen dönemlerde
kolesterol seviyesinde
belirgin artış görülür.
Ancak hormon replasman
tedavisi yapılan
kadınlarda kolesterol
düzeyleri azalmaktadır.
Uzun Süreli
Hastalıklar.
Kronik hastalıklar
yüksek kolesterole neden
olabilirler.Çalışmalar
diabet, böbrek
hastalıkları, karaciğer
hastalıkları ve
hipotiroidizm'in kandaki
lipoprotein dengesini
değiştirdiğini ve
kardiyıovasküler
hastalık riskini
arttırdığını
göstermiştir.
Yüksek kan
basıncı (Hipertansiyon).
Damar yapılarında
değişiklikler oluşmuştur
ve risk artmıştır. Bazı
tansiyon ilaçları LDL ve
Trigliseridleri arttırıp
HDL yi
düşürebilir.Kontrollere
önem vermek gereklidir.
Stres.
Stres ve yüksek
kolesterol düzeyleri
arasındaki ilişki henüz
kanıtlanmış
değildir.Ancak bazı
araştırmacılar stres
altındaki insanların
kendilerini daha çok
yiyerek veya alkol ve
tütün tüketimini
arttırarak teselli
ettiklerini, bunun da
kolesterol düzeylerini
olumsuz etkilediğini
savunmaktadırlar.
Kolesterol tipleri
Kolesterol ve
trigliserid gibi yağlar
kan dolaşımında serbest
olarak dolaşmazlar.
Bunlar proteinlere bağlı
olarak kan içinde
taşınırlar.Bu birleşik
yapıya lipoprotein adı
verilir. Bu
lipoproteinler
şilomikronlar, çok düşük
yoğunluklu
lipoproteinler (very low-density
lipoproteins =VLDL),
düşük yoğunluklu
lipoproteinler ( low-density
lipoproteins =LDL) ve
yüksek yoğunluklu
lipoproteinler (high-density
lipoproteins= HDL)
olarak
sınıflandırılırlar.
-
Şilomikronlar:En
büyük
lipoproteinlerdir.
Diyetle alınan yağları
barsaklardan alarak
enerji üretimi için
kas dokusuna,
depolamak için yağ
dokusuna ve süt
üretimi için göğüs
dokusuna taşırlar.
-
Çok düşük
yoğunluklu
lipoproteinler (very
low-density
lipoproteins =VLDL):
İçeride yapılan
yağları karaciğerden
alarak kas ve yağ
dokusuna taşırlar.
Çabucak yıkılıp düşük
yoğunluklu
lipoproteine (LDL)
dönüşürler.
-
Düşük
yoğunluklu
lipoproteinler ( low-
density lipoproteins =LDL)
Kan
kolesterolünün
yaklaşık olarak % 70
ini taşımaktadırlar.
Kan damarları
duvarlarına girebilmek
için yeterince
küçüktürler ve
damarlara zarar
verirler. Kötü
kolesterol
olarak da
adlandırılır.
-
Yüksek
yoğunluklu
lipoproteinler (high-density
lipoproteins= HDL):Vücudun
kullanamadığı yağı
karaciğerden safraya
boşaltmak veya tekrar
VLDL yapmak üzere
taşır. Kolesterolün
bir cins ters naklini
yaptığı için
iyi kolesterol
olarak adlandırılır.
Kandaki kolesterol
düzeylerini toplam
kolesterol düzeyini
ölçerek değil de
lipoprotein tiplerini
ölçerek değerlendirmek
kalp hastalıkları
riskini ortaya koymak
açısından daha
değerlidir. Kan
kolesterolünün ortalama
% 70 ini oluşturan düşük
yoğunluklu
lipoproteinler (LDL) ne
kadar artarsa koroner
kalp hastalığı riski o
kadar artmakta, % 25 ini
oluşturan HDL nin
artması ise bu riski
azaltmaktadır. |