|
Daha önce serviks
kanseri en çok görülen
kadın genital sistem
kanseri iken, şu anda
üçüncü görülen kanser
durumuna gelmiştir.
Ayrıca kanser tanısı da
erken konduğu ve
tedavisi erken yapıldığı
için serviks kanserine
bağlı ölüm oranında da
ciddi bir azalma
kaydedilmiştir. Smear
testi 2001 yılından beri
daha çok Bethesda
sistemi iel
değerlendirilmekte ve
tedavisi bu yeni sisteme
göre planlanmaktadır.
Rahim ağzı kanseri
artık daha çok cinsel
geçişli bir hastalık
olarak kabul edilmekte
ve human papillomavirus
(HPV) kanserin en önemli
sorumlusu olarak kabul
edilmektedir. HPV
virüsünün yaklaşık 100
kadar tipi tanımlanmış
ve bunlardan 30
tanesinin genital sistem
enfeksiyonlarına yol
açtığı gösterilmiştir.
A.B.D’de cinsel olarak
aktif kadınların
%30’unda HPV virüsüne
rastlanmıştır. Yine bir
çalışmada 20
yaşlarındaki kadınların
%25’inde HPV virüsü
olduğu görülmüştür.
Smear testi anomalisi
olan, yani rahim ağzında
kanser öncesi
değişikliği olan ve
serviks kanserli
hastaların %100’ünde
HPV’nin pozitif olduğu
görülmüştür. HPV’nin
pozitif olması kanser
için en büyük risk
faktörünü oluşturmakla
birlikte; sigara
kullanımı, birden fazla
partnerle birlikte olma,
birden fazla çocuk
sahibi olma, uzun süre
doğum kontrol hapı
kullanma, başka bir
cinsel hastalık geçirme
ve bağışıklık sistemi
bozuklukları HPV ile
birlikte kanser riskini
artıran diğer
faktörlerdir.
HPV’nin 16, 18, 31, 33,
35, 39, 45, 51, 52, 56,
58, 59 ve 68. tipleri
kanser açısından daha
yüksek tiplerdir. Smear
testi değerlendirmesinde
ve tedavinin
planlanmasında virüs
tiplendirilmesinin
gerekliliği konusunda
henüz bir görüş birliği
bulunmamaktadır.
Türkiye’de HPV
yaygınlığı konusunda
henüz bir veri
bulunmamaktadır. Ancak
özellikle büyük
şehirlerdeki toplumsal
ve buna bağlı cinsel
tutum değişikliklerine
bağlı olarak HPV
yaygınlığının hızla
arttığını
gözlemleyebiliyoruz.
Smear testi anormal olan
hastalarda yoğun bir
korku, kaygı ve stresi
çok yakından
gözlemlediğim için bu
yazıyı yazmaya karar
verdim. Burada smear
testinde görülen anormal
değişikliklerin çok da
korkulacak bir şey
olmadığını, ancak
yakından izlenmesi
gerektiğini anlatmaya
çalışacağım.
Öncellikle bazen de
bizim hastaları
yanılttığımızın tersine
HPV enfeksiyonları yaşam
boyu sürmemekte ve büyük
bölümü belli bir süre
sonra tamamen
yokolmaktadır. Yapılan
çalışmalarda HPV
enfeksiyonlarının
%70’nin 1 yıl sonra
kaybolduğu ve 2 yıl
sonunda ancak %9’nun
devam ettiği
görülmüştür.
Bethesda sistemine göre
smear testi normal
epitel hücreleri, ASCUS
(önemi bilinmeyen
anormal hücreler), LGSIL
(düşük grade’li squamöz
intraepitelyal lezyon),
HGSIL (yüksek grade’li
squamöz intraepitelyal
lezyon) ve kanser olarak
sınıflandırılmaktadır.
Daha önceki
sınıflamalarda orta
derecede displazi veya
CIN 2 olarak
sınıflandırılan smear
testleri Bethesda
sisteminde HGSIL olarak
sınıflandırılmaktadır.
ASCUS (Önemi Bilinmeyen
Atipik Hücreler)
ASCUS saptanan
hastalarda 4-6 ay sonra
smear tekrarlanmalı ve
yine aynı sonuç veya
daha yüksek dercede bir
anormallik görülmesi
durumunda kolposkopi ve
biyopsi yapılmalıdır.
Alternatif olarak virüs
tiplendirmesi yapılıp,
kanser açısından yüksek
riskili bir tip
görülmesi durumunda
hemen kolposkopi ve
biyopsi işlemi
yapılabilir. Smear
testinde ASCUS saptanan
hastalarda biyopsi
yapıldığı zaman %
15’inde düşük veya
yüksek derecede displazi
görülür.
Düşük Dereceli Squamöz
İntraepitelyal Lezyon (LGSIL)
LGSIL saptanan
hastalarda öncellikle
kolposkopik muayene ve
biyopsi yapmak gerekir.
Çünkü smear testi LGSIL
olarak yorumlanan
hastalara kolposkopik
biyopsi uygulandığı
zaman %9-16’sında HGSIL
olduğu görülmektedir.
Kolposkopik muayene
sırasında rahim ağzının
dış tabakası ile
birlikte iç tabakasından
da biyopsi yapılması
önerilmektedir. Eğer
kolposkopik muayene
yeterli ve yapılan
biyopside CIN 1
saptanırsa sadece izlem
yeterlidir. Yapılan
çalışmalarda CIN1 olan
hastaların %47-57’sinde
gerileme, %11-21’inde
CIN 2 veya 3 ve
%0.15-0.3’ünde kanser
geliştiğ görülmüştür.
Yani kanser olasılığı
oldukça düşüktür. CIN 1
saptanan hastalarda 6
ayda bir smear testi
veya 1 yıl sonra HPV
tiplemesi yapılması
yeterlidir. Üst üste iki
smear testinin normal
olması veya 1 yılsonra
yapılan HPV testinde
virüs görülmemesi
durumunda normal yıllık
rutin takiplere
geçilebilir. İzlemler
sırasında tekrar smear
bozukluğu görülmesi
durumunda kolposkopik
muayene
tekrarlanmalıdır. İki
yıldan sonra smear
anomalisi hala devam
ediyorsa gerileme şansı
azaldığı için tedaviye
geçilmesinde yarar
olduğu düşünülmektedir.
Tedavide elektrokoter
(yakma), cryotherapy
(dondurma), lazer ve
konizasyon (LEEP veya
soğuk konizasyon)
uygulanabilir. Bu
yöntemlerin etkinliği
açısından aralarında bir
fark bulunmamaktadır.
Ancak LEEP yönteminde
rahim ağzının anormal
kısmı çıkarıldığı için
patolojik olarak tekrar
inceleme şansı vardır ve
buda güvenilirliği
artırmaktadır. Eğer
kolposkopik muayene
yeterli değilse yine
rahim ağzının
çıkarıldığı LEEP veya
soğuk konizasyon gibi
bir yöntemin tercih
edilmesi gerekir. LEEP
işleminin kısırlığa yol
açma şansı oldukça
düşüktür.
Yüksek Dereceli Squamöz
İntraepitelyal Lezyon (HGSIL)
HGSIL saptanan
hastalarda öncellikle
kolposkopik muayene ve
biyopsi alınmalıdır.
Yeterli bir kolposkopik
muayene ve biopside CIN
1 görülmesi durumunda
yukarıda LGSIL için
önerilen yol
izlenmelidir.
Kolposkopik muayene
yeterli değilse,
mikroinvazyon şüphesi
varsa, rahim ağzı
kanalının içine uzanan
anomali varsa, rahim
ağzının iç kısmında
alınan biyopsi pozitifse
veya rahim ağzının iç
kısmında sınırlı kanser
şüphesi varsa konizasyon
işlemi tercih
edilmelidir.
Eğer biyopside CIN 2
veya 3 saptanırsa
elektrokoter, cryoterapi
veya konizasyon
işlemleri uygulanabilir.
Burada konizasyon
(soğuk, lazer veya LEEP)
işlemlerinin tercih
edilmesi durumunda
alınan materyal tekrar
patolojik olarak
incelenebilir ve gözden
kaçan mikroinvazyon gibi
durumlar görülebilir. Bu
nedenle konizasyon
işlemi daha güvenli bir
tedavi yöntemi olarak
kabul edilebilir.
Smearde HGSIL ve daha
sonra yapılan
kolposkopik biyopside
CIN 2 veya 3 saptanan
hastaların % 32-43’ünde
gerileme, % 14-22’sinde
kansere dönüşüm görülür.
Gebelikte Smear Testi
İlk gebelik muayenesi
sırasında smear testi
rutin olarak
yapılmalıdır. Smear
testi normal olmayan
hastalarda kolposkopik
muayeneye geçilmelidir.
Kolposkopik muayenesi
yeterli olmayan
hastalarda gebeliğin 20.
haftasından sonra
koloposkopik muayene
tekrarlanmalıdır. Bu
dönemde rahim ağzında
oluşan değişikliklerden
dolayı kolposkopik
muayene daha kolay
yapılabilmektedir.
Gebelikte biyopsi işlemi
sırasında aşırı kanama
olabileceğinden sadece
kanser şüphesi olan
hastalarda ve tedavinin
gebelik sonrasına
ertelenemeyeceği
hastalarda yapılmalıdır.
Atipik Glandüler
Hücreler
Atipik glandüler
hücreler serviksin veya
rahimin iç tabakasından
gelebilir. Bazende bu
hücrelerin nereden
geldiği tam olarak
belirlenmeyebilir.
Glandüler hücrelerdeki
displazi adı verilen
değişikliklerin
saptanmasında smear
testinin duyarlılığı %50
ile %72 arasında
değişmektedir. Yani
tanıdaki yeri
sınırlıdır. Atipik
glandüler hücre saptanan
hastaların %10-39’unda
serviks veya rahim iç
tabakasında kanser
öncesi değişiklikler
veya kanser görülür.
Atipik glandüler hücre
saptanan hastalarda
kolposkopi yapılmalı,
ancak kolposkopinin
tanıdaki yerinin çok
sınırlı olduğu göz
önünde
bulundurulmalıdır. Bu
hastalarda yapılan
biyopsi sonucunda
%9-54’ünde CIN 1,
%8’inde serviksin iç
tabakasına sınırlı
kanser ve %1-9’unda
kanser görülür. Atipik
glandüler hücrelerde
biyopsi öncesi yapılan
değerlendirmede
hücrelerdeki
değişikliklerin
derecesine göre kanser
olasılığı konusunda
öngörüde bulunulabilir.
Atipik glandüler hücre
saptanan 35 yaşın
üzerindeki ve anormal
kanaması olan adölesan
hastalarda kolposkopik
rahim ağzı biyopsisisne
ek olarak rahim
içindende biyopsi
yapılmalıdır. Eğer
anormal hücrelerin rahim
iç tabakasından geldiği
düşünülüyorsa öncellikle
rahim içinden biyopsi
alınmalıdır.
Atipik glandüler hücre
görülen ancak kolposkopi
ve biyopsi sonuçları
normal oln hastalat 4-6
ayda bir smear testi ile
4 tane normal smear
testi görülene kadar
izlenmelidir. Tekrar
anormal hücre saptanması
durumunda yine
kolposkopi ve biyopsi
yapılmalıdır. Biyopsi
sonuçlarının anormal
olması durumunda
konizasyon işlemi
uygulanmalıdır. Serviks
iç tabakasında sınırlı
kanser saptanması
durumunda soğuk
konizasyon tercih
edilmelidir. LEEP işlemi
daha kolay ve daha az
travmatik olmasına
karşın dokuları
yakmasından dolayı
patolojik incelemeyi
zorlaştırabilir ve
yanlış değerlendirmelere
yol açabilir. Konizasyon
sınırlarında anormal
hücreler görülmesi
durumunda konizasyon
işlemi tekrarlanmalıdır.
Eğer hastanın çocuk
sorunu yoksa rahimin
alınması tercih
edilmelidir. Çünkü
biyopside sınırlar temiz
olmasına karşın daha
sonra rahimi alınan
hastaların %8-44’ünde
residü hücrelere
rastlanabilmektedir. |