Doğum kontrol
haplarının
başarısızlık
oranları, hapların
cinsine ve
hastaların
uygulamadaki özenine
göre değişmektedir.
Özenle
kullanıldığında,
kombine doğum
kontrol haplarının
ilk yıl içindeki
başarısızlık oranı
binde bir olarak
bildirilmektedir
ama, bu oran
pratikte yüzde 3'e
kadar çıkmaktadır.
Yalnızca progesteron
içeren haplarda
(ülkemizde
bulunmamaktadır), bu
oranlar sırasıyla
binde 5 ve yüzde 3
olarak verilmektedir.
Doğum kontrol
haplarının, 21 gün
süreyle her gün aynı
saatte alınması
önerilir. Hapa ilk
başlayacak kişinin,
adetin 5. gününden
önce (tercihan ilk
gün) başlaması,
sonraki aylarda ise
kutu bitince yedi
gün ara vererek
sekizinci gün yeni
kutuya başlaması
gerekmektedir.
Burada hapın her gün
hiç unutulmadan
alınması önemlidir.
Bir hap
unutulduğunda, akla
gelir gelmez
alınmalı, daha sonra
diğer haplara
sırasıyla devam
edilmelidir. O ay
hapın koruyucu
etkisi devam eder.
Kutunun ilk 2
haftasında iki hap
unutulursa, sonraki
iki gün ikişer tane
hap alınarak bu
telafi edilir.
Burada da başka bir
korunma yöntemine
gerek yoktur ama,
bazı doktorlar bir
hafta süreyle ek bir
korunma yöntemi
önermektedir. 3.
haftada 2 hap veya
herhangi bir dönemde
ikiden fazla hap
unutulmuşsa,hemen
yeni bir doğum
kontrol yöntemi
uygulanmalı ve yeni
bir kutuya
başlanmalıdır.
Ayrıca doğum kontrol
hapı kullanan
hanımlar, hiç hap
unutmasalar bile,
gastroenterit
(şiddetli
bulantı-ishal)
durumlarında en az
bir hafta süreyle
başka bir yöntem
kullanarak
korunmalıdır. Bazı
kutularda 28 hap
bulunur. Bu,
kullanım kolaylığı
içindir. Asıl doğum
kontrolu sağlayan
ilk 21 haptır, diğer
7 hap ise genellikle
demir gibi vitamin
hapları içerir.
Unutulma
durumlarında, bu
yedi hap gözardı
edilmelidir.
Hap seçiminde biz,
etkili doğum
kontrolu ve geniş
güvenlik aralığı
ilkesini esas
alırız.
Düşük doz bir
progesteron ile
birlikte, 50
mikrogramın altında
düşük doz östrojen
içeren doğum kontrol
hapları daha çok
tercih edilir.
Ayrıca tüylenme,
yağlı cilt ve
sivilce gibi
sorunları bulunan
hastalarda, anti-androjen
etkisi de olan doğum
kontrol hapları ilk
seçenek olmalıdır.
HANGİ DURUMLARDA
KESİNLİKLE DOĞUM
KONTROL HAPI
KULLANILMAZ
1. Tromboflebit,
tromboembolik
hastalıklar(kanın
pıhtılaşarak
damarlarda tıkaçlar
oluşturması),
serebral vaskuler
(beyin damarlarında)
hastalık, koroner
damar hastalığı;
önceden bu tip
hastalıklar
geçirilmesi veya bu
hastalıklara
yatkınlık durumu.
2. Karaciğer
fonksiyonlarında
ileri derecede
bozulma.
3. Meme kanseri ya
da şüphesi.
4. Teşhis konulmamış
anormal vaginal
kanama.
5. Gebelik ya da
gebelik şüphesi.
6. 35 yaşın
üzerindeki sigara
tiryakileri.
DOĞUM KONTROL
HAPLARININ NİSPETEN
KULLANILMAMASI
GEREKEN DURUMLAR
1. Migren baş
ağrıları. İleri
yaşta olmayan,
sigara içmeyen ve
hipertansiyonu
bulunmayan migren
vakalarında, düşük
doz doğum kontrol
hapları
kullanılabilir.
2. Hipertansiyon. 35
yaşından küçük
hipertansiflerde
düşük doz doğum
kontrol hapları
kullanılabilir.
3. Myom. Düşük doz
hapların, myomların
büyümesine yol
açmadığı ve adet
kanamasının
miktarını azalttığı
gösterilmiştir.
4. Gebeliğe bağlı
şeker hastalığı. Kan
şeker düzeyleri
yakından takip
edilerek, bu
hastalar doğum
kontrol hapı
kullanabilir.
5. Acil olmayan
ameliyatlar. Büyük
ameliyatlardan
yaklaşık 4 hafta
önce, doğum kontrol
hapı kullanımına son
verilir. Bu haplar,
ameliyat sonrası
hareketsiz kalmanın
da etkisiyle kanda
pıhtılaşmaya ve
damar tıkanmalarına
yol açabilir.
6. Epilepsi (sara
hastalığı). Doğum
kontrol haplarının,
bu hastalığın seyri
üzerinde kötü bir
etkisi yoktur. Hatta
olumlu etkileri
bildirilmiştir.
Ancak, sara ilaçları
doğum kontrol
haplarının etkisini
azaltır.
7. Gebelikte tıkanma
sarılığı geçirilmiş
olması.
8. Orak hücre
hastalığı. Bir tür
kan hastalığıdır.
Bunlarda da
gebeliğin önlenmesi
daha önemli olduğu
için, düşük doz
doğum kontrol
hapları
önerilmektedir.
9. Diabetes mellitus
(şeker hastalığı).
35 yaşın altındaki
ve başka bir
rahatsızlığı
bulunmayan hastalar
doğum kontrol hapı
kullanabilirler.
10. Safra kesesi
rahatsızlığı. Doğum
kontrol hapları,
safra taşları
oluşturmaz. Ancak
taş varsa, hastanın
şikayetlerini
artırabilirler.
HAPLARIN DOĞUM
KONTROLU DIŞINDAKİ
YARARLI ETKİLERİ
*
Etkili Doğum
Kontrolu
-
kürtaja daha az
ihtiyaç duyulması
-
cerrahi
kısırlaştırmaya daha
az ihtiyaç duyulması
*
Endometrium (rahim)
kanserinde azalma
*
Yumurtalık
kanserinde azalma
*
Dış gebelik riskinde
azalma
*
Adetlerin daha
düzenli olması
-
akım miktarın
azalması
-
adet sancılarının
düzelmesi
-
kansızlığın azalması
*
Daha az salpenjit(tüplerin
iltihaplanması)
görülmesi
*
Muhtemelen daha az
endometriosis
görülmesi
*
Muhtemelen daha az
selim meme hastalığı
görülmesi
*
Muhtemelen daha az
romatoid artrit
görülmesi
*
Muhtemelen damar
sertliğine (ateroskleroz)
karşı korunma
sağlanması
*
Muhtemelen kemik
yoğunluğunun artması
*
Muhtemelen myomların
azalması
*
Muhtemelen
yumurtalık
kistlerinin azalması
HAPLARLA İLGİLİ
SORUNLAR VE
ÇÖZÜMLERİ
-
Adet dışı kanamalar:
En sık olarak, hapa
başlanılan ilk
aylarda görülür. Bu
geçici bir durumdur.
Çoğunlukla
kendiliğinden
düzelir. Birkaç yıl
sonra da ara
kanamaları
görülebilir. Sigara
içenlerde, hapı
düzensiz alanlarda
ve rahim ağzında
ilthap (özellikle
servikal klamidya
enfeksiyonu) bulunan
hastalarda ileri
dönemde ara
kanamalarına daha
sık rastlanır. Bu
kanamalar için, kısa
süreli östrojen
tedavisi genellikle
yeterli olur.
-
Adetin kesilmesi (amenore):
Özellikle düşük doz
östrojen içeren hap
kullananlarda
görülür. Rahimin
aşırı incelmesi, bu
olaya neden olur.
Uzun süreli bir
etkisi yoktur.
Gebelik şüphesi
nedeniyle, hekim ve
hastada endişe
yaratır. İlaç
alınmayan haftanın
sonunda bir gebelik
testi yapılarak,
gebelik olasılığı
uzaklaştırılır. Bu
olayın
tekrarlamaması için,
hastaya genellikle
sonraki ay 21 gün
süreyle hap+östrojen
verilir. Bu durum
nedeniyle hap
kullanımına son
vermemek gerekir.
-
Kilo alma: Hapların
kilo almaya yol
açtığı görüşü
yanlıştır. Bu, bir
algılama sorunudur.
Hastalara, bu
nedenle ilacı
bırakmamak için
düşük doz haplar,
düzgün beslenme ve
düzenli egzersiz
önerilebilir.
-
Sivilceler: Düşük
doz haplar,
sivilcelerde düzelme
yapar.
-
Yumurtalık Kistleri:
Düşük dozlu
haplarda,
fonksiyonel
yumurtalık
kistlerine daha sık
rastlanır. Önemli
bir sorun değildir.
Tedaviyle düzelir.
Östrojen dozu
arttıkça kistler
azalır.
-
Depresyon: Bu durum
da, daha çok yüksek
doz östrojen içeren
hap kullananlarda
görülür. Çözüm
olarak, düşük dozlu
bir preparata geçmek
gerekir.
-
Kanser: Yukarda da
bahsettiğimiz gibi,
doğum kontrol
hapları bazı kanser
türlerine karşı
koruyucu etki
gösterir. Bu
nedenle, kanser
yaptığı yönündeki
spekülasyonlar
asılsızdır.
-
Yaş: 35 yaşın
üzerindeki hastalar,
başka bir
rahatsızlıkları
yoksa ve sigara
içmiyorlarsa doğum
kontrol hapı
kullanabilirler.
Düşük dozlu haplar
tercih edilmelidir.
-
Cinsel İstek: Doğum
kontrol hapları,
bazan cinsel istekte
azalma yapabilir. Bu
durumda, başka bir
hapa geçmek
uygundur.
-
Kısırlık: Doğum
kontrol haplarının
kısırlık yapıcı bir
etkisi yoktur. Hap
bırakıldıktan
sonraki iki yıl
içinde görülen
gebelik oranları,
diğer insanlardan
farklı değildir.
-
Menopozu Geciktirme:
Doğum kontrol
haplarının ne
menopozu geciktirici
ne de hormonları
bozucu etkisi
vardır. Hap kullanan
hastalar adet
görmeye devam etse
de, belli bir yaştan
sonra yumurtalıklar
ömrünü tamamlar.
Hasta ilaç
kullanmaya devam
ederse, bunun
farkına
varmayabilir. Belli
testler yapılarak
menopoz doğrulandığı
takdirde, doğum
kontrol haplarını
bırakarak menopoz
ilaçları kullanmaya
başlamak daha doğru
olur.
Piyasada bulunmadığı
için, burada
minipill'den
ayrıntılı olarak
bahsedilmeyecektir.
Ancak yalnızca
progesteron içeren
bu haplar, emziren
kadınlar ve 40 yaşın
üzerindekiler için
özellikle uygundur.
Ayrıca, damar
hastalığı bulunan
diabet, kalp-damar
hastalığı gibi ciddi
tıbbi sorunları
nedeniyle östrojen
içeren kombine doğum
kontrol haplarının
yasak olduğu
hastalarda da
kullanılabilirler.
Bir ölçüde kombine
doğum kontrol
haplarının açığını
kapatırlar.