|
Yapılan çalışmalarda
gebelik öncesi beslenme
yetersizliği olan
kadınlarda gebe kalma
şansının daha düşük
olduğu ve gebelik
durumunda bebekte nöral
tüp defekti olasılığının
daha yüksek olduğu
görülmüştür. Gebeliğin
ilk 3 ayında beslenme
yetersizliği durumunda
ölü doğum, erken doğum
ve yeni doğan döneminde
ölüm riskinin arttığı
gösterilmiştir.
Gebeliğin 3. ayından
sonra ise düşük doğum
ağırlığı ve erken doğum
olasılığı artmaktadır.
Bebekte anomali oranında
nöral tüp defektleri
dışında genel olarak bir
artış görülmemektedir.
Diğer
yandan yapılan
çalışmalarda yüksek
proteinli beslenme ile
bebek doğum ağırlığı
arasında direk bir
ilişki
gösterilememiştir.
Protein ve enerji
yönünden dengeli
beslenmenin doğum
ağırlığında 30 gram gibi
minimal bir artışa yol
açtığı gösterilmiştir.
Mikrobesin Eksikliğinin
Gebelik Üzerindeki
Etkileri
Folik
Asit............Nöral
tüp defektleri
Demir..................Anemi
ve kanama
İyot......................Kretenizm
Kalsiyum.............Hipertansiyon,
preeklampsi
Çinko...................Anemi,
nöral tüp defektleri,
düşük doğum ağırlığı,
anensefali
A
Vitamini...........HIV’nin
bebeğe geçiş oranında
artış, annede anemi,
enfeksiyon ve anne
ölümünde artış
D
Vitamini...........Neonatal
hipokalsemi
K
Vitamini...........Hemoraji
Bakır....................Anemi,
anensefali, düşük doğum
ağırlığı
Selenyum.............Nöral
tüp defekti, beyin ve
kalp damar sisteminde
fonksiyon bozukluğu,
düşük olasılığında artış
Magnezyum.........Kanda
pıhtılaşma eğiliminde
artış, preeklampsi,
erken doğum
Folik Asit:
Folik asitin nöral tüp
defektleri dışındaki
anomalilerinde riskini
azalttığına dair
bulgulara rastlanmıştır.
Son zamanlarda folik
asit eksikliğinin Down
Sendromu riskini de
artırdığı öne
sürülmüştür.
Önerilen Doz: 1. Üreme
Çağındaki Kadınlar:400
mikrogram/gün
-
Gebeler: 1 mg/gün
-
Nöral tüp defekti
riski olan kadınlar: 4
mg/gün
Folik
asit alımına gebelik
oluşumundan 2 ay önce
başlanması
önerilmektedir. Bu
şekilde kullanıldığı
zaman nöral tüp defekti
görülme riskinde 2/3
oranında azalma
olmaktadır. Epilepsi
tedavisi alan kadınlarda
folik asitin daha yüksek
dozlarda alınması
gerekir.
Birçok gebelik
planlanmadan
gerçekleştiği için
gebelik öncesi folik
asit alınmamaktadır. Bu
nedenle üreme çağındaki
bütün kadınlara folik
asit verilmesi
önerilmekle birlikte, bu
konuz tartışmalıdır.
Demir:
Gebelikte şiddetli anemi
(Hemoglobinin 7 gr/dl’nin
altında olması) düşük
doğum ağırlığı, prematür
doğum, gebeliğin son 3
ayı ve yeni doğan
döneminde ölüm ve anne
hastalık ve ölüm riskini
artırmaktadır. Gebelerde
kan hacmi kırmızı kan
hücrelerine oranla daha
fazla arttığı için
fizyolojik olarak anemi
gelişmektedir. Ancak kan
hemoglobin düzeyleri
normal olan gebelerde
rutin olarak demir
verilmeyebilir. Ayrıca
demir eksikliğ olduğu
halde yakınması
bulunmayan hastalarda
demir verilmeyebileceği
üzerinde durulmaktadır.
Gelişmekte olan
ülkelerde demir
eksikliği anemisi sık
görüldüğü için rutin
demir takviyesi
önerilebilir. Biz de
bütün gebelere demir
tedavisi öneriyoruz.
Önerilen Doz: 60 mg/gün
elementer demir
İyot:
Gebelik sırasında iyot
eksikliği bebekte geri
zekalılığa yol
açabilmektedir. Ancak
tuz gibi yiyeceklere
iyot eklenmesi sayesinde
gebelerde iyot eksikliği
görülme olasılığı
oldukça düşüktür.Bu
nedenle gebelik
sırasında rutin iyot
takviyesine gerek
yoktur. Ancak geri
zekalı çocuk oranının
yüksek olduğu bölgelerde
gebelik öncesi ve
gebeliğin ilk yarısında
iyot takviyesi
yapılabilir. Verilecek
iyot miktarı iyot
eksikliğinin derecesine
göre belirlenir. Bu
takviye iyotlu
yiyecekler veya direk
ilaç şeklinde
yapılabilir. İyotun
aşırı alınması durumunda
ise bebekte tiroid
fonksiyonlarının
baskılanmasına ve
guatr’a neden
olabilmektedir.
Kalsiyum:
Bazı çalışmalarda
gebelik sırasında
kalsiyum alımının
gebelik tansiyonu
riskini azalttığı
görülmüştür. Bu nedenle
özellikle gebelik
tansiyonu açısından risk
taşıyan gebelerde
dışarıdan kalsiyum
verilmesiönerilmektedir.
Ayrıca günde 2 gram gibi
yüksek dozda alınan
kalsiyumun bile herhangi
bir zararlı etkisi
gösterilememiştir.
Önerilen Doz: Gebelikte
günlük kalsiyum
gereksinimi 1200 mg’dır.
Gebelere rutin olarak
önerilen vitaminlerin
içerisindeki kalsiyum
yeterli değildir. Bu
nedenle dışarıdan bol
kalsiyum içeren
yiyecekler veya kalsiyum
hapları ile ek takviye
yapılması
önerilmektedir.
Gebelerde kalsiyum
alımının annede gebelik
tansiyonu riskini
azaltması
dışında,özellikle riskli
hastalarda olmak üzere
düşük doğum ağırlığı
riskini de azalttığı
görülmüştür.
Çinko:
Çinko birçok enzimin
fonksiyonunda, çekirdek
proteinlerinin
yapımında, DNA
sentezinde, protein
sentezi ve hücre
bölünmesinde rol
oynamaktadır. Gebelikte
çinko düzeylerinde
oluşan değişiklikler
konusunda çelişkili
yayınlar bulunmaktadır.
Ayrıca doğum ağırlığına
etkisi konusunda da net
veriler bulunmamaktadır.
Aynı karışıklık rahim
içi büyüme geriliği,
erken doğum ve doğumsal
anomaliler için de
sözkonusudur. Bu nedenle
gebelikte rutin çinko
takviyesine gerek olup
olmadığı konusunda bir
görüş birliği
bulunmamaktadır. Genel
olarak günlük alınması
gereken miktar 15 mg
olarak belirtilmektedir.
Bakır:
Bakır bazı enzimlerin
yapısında, damar
oluşumunda ve bağ dokusu
sentezinde rol
oynamaktadır. Gebelik
sırasında kandaki bakır
düzeyinde bir yükselme
görülür. Anne kan düzeyi
ile bebekteki kan
düzeyleri arasında bir
ilişki bulunmamaktadır.
Yapılan çalışmalarda
bakır düzeyi ile düşük,
erken doğum ve doğum
ağırlığı ile bir
bağlantı bulunamamıştır.
Selenyum:
Selenyum antioxidan
özelliğe sahip olup,
glutatyon peroxidaz
enzimi aktivitesini
artırır, vücutta serbest
radikal oluşumunu ve DNA
değişikliklerini önler.
Yapılan çalışmalarda
gebelik sırasında
selenyum düzeylerinde
düşme olduğu
görülmüştür. Çocuklarda
selenyum eksikliği fetal
kardiyomyopatiye neden
olmaktadır. Çok az
çalışmada ise
eksikliğinde nöral tüp
defektleri, düşük ve
erken doğum riskinin
arttığı gösterilmiştir.
Fazla alınması toksik
etkiler
gösterebilmektedir.
Krom:
Krom vücutta insülinin
aktivitesinde rol
oynamaktadır. Gebelik
sırasında rutin
kullanımı
önerilmemektedir.
Flor:
Gebelikte flor kullanımı
ile bebeğin daha sonraki
dişlerinde çürüme
olasılığı oldukça sık
sorulan sorulardan bir
tanesidir. Bu konuda
yapılan bir çalışmada
florlu su kullanımının
bebeğin daha sonraki diş
gelişimi üzerine etkisi
olmadığı görülmüştür.
Diğer bir çalışmada ise
florun ilaç şeklinde
(2.2 mg/gün)
kullanımının daha sonra
bebekte diş çürümelerini
azalttığı
gösterilmiştir. Şu anda
gebelikte flor kullanımı
rutin olarak
önerilmemektedir.
Magnezyum:
Magnesium gebelikte
konvüziyon (havale)
tedavisinde kullanılır.
Eksikliğinde kanın
pıhtılaşmasında artma,
gebelik tansiyonu ve
erken doğum olasılığında
artma olabileceği öne
sürülmektedir. Bir
çalışmada doğum kilosu
ile magnezyum düzeyleri
arasında ters bir ilişki
olduğu, diğer bir
çalışmada ise magnezyum
eksikliğinin rahim içi
büyüme geriliği riskini
artırdığı görülmüştür.
Ayrıca bir çalışmada
gebeliğin 25.
haftasından önce
magnezyum alımının erken
doğum riskini azalttığı,
gebelik döneminde kanama
olsalığında bir azalmaya
yol açtığı ve düşük
doğum ağırlıklı bebek
riskini azalttığı
görülmüştür.
A Vitamini:
Gebelik sırasında günde
10.000 Ünite veya
haftada 25.000 Ünite
güvenle kullanılabilir.
Avitamini HIV (+)
gebelerde virüsün bebeğe
geçiş olasılığını
azalttığı, gebelik
sırasında alınan demirin
etkinliğini artırarak
aneminin düzelmesinde
rol oynadığı,
enfeksiyonlara karşı
direnci artırdığı ve
anne ölümlerini
azalttığı öne
sürülmektedir. Gebeliğin
7.haftasından önce günde
10,000 Üniteden fazla
alınması durumunda ise
bebekte yüz-kafatası,
sinir sistemi, kalp ve
timus bezinde
anomalilere yol
açabilmektedir. Beta-karotenin
fazla alınması toksik
etki göstermemektedir.
B6 Vitamini:
Gebelikte B6 vitamini
kullanımının diş
çürümelerini azalttığına
dair bazı bulgulara
rastlanmıştır. Madde
bağımlısı, çok genç
gebeler ve çoğul
gebelikler gibi beslenme
yetmezliği riskinin
fazla olduğu hastalarda
dışarıdan verilebilir.
Diğer gebelerde rutin
olarak verilmemektedir.
C Vitamini:
Gebelikte 70 mg/gün
alınması önerilmektedir.
D Vitamini:
D vitamini kalsiyum
emiliminde rol
oynamaktadır. Gebelik
sırasında alım eksikliği
durumunda bebekte
kalsiyum eksikliğine yol
açabilir, ancak gebelik
üzerindeki etkileri
konusunda çalışma
bulunmamaktadır.
Dvitamini eksikliği için
risk taşıyan (asya ırkı)
ve gecelerin uzun olduğu
bölgeler dışında rutin D
vitamini verilmesine
gerek yoktur.
K Vitamini:
Eksikliğinde kanama
eğiliminde artma
görülebilir. Ancak
gebelik üzerindeki
etkileri
bilinmemektedir.
Balık Yağı:
Son zamanlarda gebelik
sırasında balık yağı
kullanımında bir artış
gözlüyoruz. Özellikle
bebek zekasında artmaya
neden olduğu konusunda
yaygın bir inanç
olduğunu görüyoruz. Bu
konuda yapılan
çalışmalarda gebelikte
balık yağı kullanımın
bebeğin doğum kilosunda
bir artmaya ve bu
gebelik süresinde
uzamaya neden olduğu
görülmüştür. Ancak sonuç
olarak bebeklerin yaşam
şansında veya doğum
öncesi ve sonrası
dönemde görülebilecek
risklerde bir değişiklik
olmadığı gözlenmiştir.
Bu nedenle rutin olarak
önerilmemektedir.
Sonuç
olarak mikrobesinlerin
gebelik üzerindeki
etkileri konusunda
yapılan çalışmalar
yetersiz olup, bu konuda
kesin bir şey
söyleyebilmek için daha
geniş ve iyi planlanmış
çalışmalara gereksinim
bulunmaktadır.
Gebelik sırasında şu an
için önerilen besinleri
şu şekilde
özetleyebiliriz:
-
Dengeli enerji-protein
diyeti
-
Demir
-
Gebelik öncesi ve
gebelik sırasında
folik asit
-
İyot
-
Kalsiyum
Diğer
besinleri için ek
çalışmaların yapılması
gerekir. Gebelikte
gerekli olan besin ve
mikrobesinlerin
öncellikle doğal
yollardan sağlanmasını,
eğer beslenme yetersiz
ise dışarıdan alınımı
önerilmektedir. Bu
nedenle iyot ve kalsiyum
yiyeceklerle
sağlanabilir. Ancak
demir ve folik asitin
dışarıdan takviye
edilmesi gerekir.
Yukarıdaki sonuçlardan
da anlaşılacağı gibi
gebelik sırasında çok
özel bir beslenme şekli
olmayıp, istediğini
yiyebileceğini
söyleyebiliriz. Yapılan
çalışmalarda
enerji-protein diyetinin
dengeli olması durumunda
bebeğin ancak 30 gram
fazla olduğu
gösterilmiştir. Bu
nedenle gebelik
sırasında beslenme için
özel bir stresse gerek
yoktur. Daha önce de
belirttiğimiz gibi folik
asit ve demir takviyesi
dışında diğer bütün
vitamin ve mineraller
yiyeceklerle alınabilir.
Gebelikte demir, çinko,
selenyum ve bazı
vitaminlerin(A, B6, C ve
D) fazla alınması
durumunda potansiyel
olarak toksik etkiler
görülebilir.
Kalori Gereksinimi:
Gebelik sırasında ek
olarak günde 300
kaloriye gereksinim
vardır.
Kilo Alımı:
Gebelikte genel olarak
11-16 kg arasında kilo
alımı önerilmektedir.
Ancak bu annenin gebelik
öncesi kilosuna bağlı
olarak değişiklik
gösterebilir. Vücut
kitle indeksine bağlı
olarak kilo alımı 7 ile
18 kg arasında
değişebilir. Obez
kadınlarda 7 kilodan
daha az kilo alımı
yeterli olabilmektedir.
Gebelik sırasında
ortalama olarak 12.5 kg
alındığında, bunun 9
kg’nı bebek, plasenta,
artan kan hacmi ve sıvı
birkimi oluşturmakta;
diğer 3.5 kg vücutta yağ
olarak depolanmaktadır.
Yapılan çalışmalarda
gebelik sırasında
yetrsiz kilo alımı
durumunda erken doğum ve
düşük ağırlıklı bebek
doğurma oranının
arttığı, fazla kilo
alımı durumunda ise
bebeğin büyük olmasına
bağlı olarak sezaryen
oranının arttığı
gözlenmiştir. |