|
Bu nedenle birçok hekim
bilimsel olarak
etkinliği kanıtlanmamış
tedavi yöntemlerine
başvurabilmektedir.
Ancak şunu belirtmekte
yarar var: üç gebelik
kaybı sonrasında hiçbir
tedavi uygulanmadan
hastaların %70’inde
doğuma kadar giden
gebelik elde
edilebilmektedir.
Gebeliklerin %50’si
beklenen adet tarihinden
önce veya beklenen adet
tarihinde düşükle
sonuçlanmaktadır. Adet
gecikmesinden sonra
oluşan düşükler ise
gebeliklerin %13-15’ini
oluşturmaktadır.
Düşüklerin %90’ı 12-14
haftadan önce
gerçekleşmektedir.
İlginç olarak gebeliğin
8.5-14. haftaları
arasında düşük oranı
sadece %2.5 olarak rapor
edilmiştir. Yapılan
çalışmalarda kadınların
%10-20’sinin üreme
döneminde bir defa düşük
yaptıkları görülmüştür.
Düşük sayısı arttıkça
bir sonraki gebeliğin
düşükle sonuçlanma
olasılığı artmaktadır.
Daha önce doğumla
sonuçlanan gebelik
olması ileride başarılı
gebelik olasılığını
artırmaktadır. Sigara ve
alkol tüketimi düşük
riskini artıran önemli
faktörler olarak kabul
edilmektedir. Fetal
dönemde , yani gebeliğin
10. haftasından sonra
düşük olması doğumla
sonuçlanan gebelik
olasılığını daha erken
dönemdeki kayıplara göre
çok daha fazla
azaltmaktadır. Gebeliğin
16-27 haftaları arasında
bebeğin anne karnında
ölmesi, bir sonraki
gebelikte düşük
olasılığını 20 kat
artırmaktadır. Gebeliğin
28. haftasından sonraki
gebelik kaybı ise
tekrarlama riskini 5 kat
artırmaktadır.
NEDENLERİ
-
Genetik ve
moleküler bozukluklar:
Tekrarlayan gebelik
kayıplarının %2-4’ünde
anne veya babadan
gelen dengeli kromozom
bozuklukları görülür.
Bu kromozom
bozukluğunun kadından
gelme olasılığı 2 kat
daha yüksektir.
Kromozom bozukluğunun
etkilenen kromozom ve
bozukluğun anne veya
babadan
kaynaklanmasına bağlı
olarak değişmektedir.
Bozukluğun anneden
gelmesi durumunda
düşük olasılığı daha
yüksektir.
Translokasyon aynı
kromozomda ise normal
bebek olma olasılığı
yoktur. Anne veya
babadan gelen kromozom
bozukluklarında
gebelik sırasında
koriyon villus
örneklemesi,
amniosentez veya
bebekten kan alınması
gibi yöntemlerle
bebeğin normal olup
olmadığına
bakılabilir. Ancak bu
hastalarda tüp bebek
uygulanması ve elde
edilen embryolara
preimplantasyon
genetik tanı (PGD)
uygulaması ile anormal
gebelikler
önlenebilir.
-
Endokrinolojik
nedenler:
Endokrinolojik
nedenler arasında
“luteal faz
yetmezliği” adı
verilen ve yumurtalama
ile adet dönemi
arasındaki dönemdeki
hormonal yetmezlikle
karakterize durum en
çok öne sürülen
faktördür. Ancak
luteal faz
yetmezliğinin
tekrarlayan düşüklere
neden olma olasılığı
son derece düşüktür ve
böyle bir tanının olup
olmadığıda
tartışmalıdır. Bu
nedenle luteal faz
yetmezliğinin
tekrarlayan düşüklerde
rol oynadığını
söylemek oldukça
zordur. Tedavide
klomifen sitrat veya
progesteron gibi
ilaçlar
kullanılmaktadır.
Düşüklerin hormonal
nedenleri arasında en
önemlisi polikistik
over sendromudur. Bu
hastalık seyrek adet
görme veya hiç
görememe, tüylenme,
sivilcelenme, bazı
hastalarda aşırı kilo
alımı ve çocuk sahibi
olmada sorunla
karakterizedir. Bu
hastalarda düşük
olasılığındaki artışın
insülin direncine veya
LH değerlerindeki
artışa bağlı olduğu
düşünülmektedir. Aynı
şekilde şeker
düzeyleri iyi kontrol
edilmeyen diabet
hastalarında da
insülin direncine
bağlı olarak düşük
oranı artmaktadır.
Tiroid hormonu
bozukluklarının
düşükler üzerinde
önemli bir rolü
yoktur.
-
Anatomik
Faktörler:
Rahimin doğuştan şekil
bozuklukları düşük
veya erken doğum
olasılığını
artırmaktadır. Bunlar
arasında en önemlisi
rahimde perde (septum)
bulunmasıdır. Septumu
olan hastalarda gebe
kalma sorunu, düşük
olasılığında ve erken
doğrum oranında artış
görülmektedir.
Tekrarlayan düşüklere
neden olan bir diğer
rahim bozukluğu ise
daha önce geçirilen
kürtaj, myom veya
polip ameliyatı ve
tüberküloza bağlı
rahim içi
yapışıklıklardır.
-
Bağışıklık
sistemine bağlı
faktörler:
Bunlardan birincisi
otoimmün faktörlerdir.
Tekrarlayan düşük
sorunu olan hastaların
%15-20’sinde kanda
antifosfolipid
antikorları (antikardiolipin
antikorlar ve lupus
antikoagulan)
yükselmektedir.
Antifosfolipid
sendromu olan
hastaların bir
bölümünde birçok
klinik bulguya
(pıhtılaşma
bozukluğuna bağlı
bulgular) ek olarak
düşükler görülmekle
birlikte, bir grup
hastada tekrarlayan
düşük dışında başka
klinik bulguya
rastlanmamaktadır. Bu
nedenle tekrarlayan
düşük nedeniyle
başvuran hastalarda bu
antikorlara bakılması
gerekir.Tiroid bezi
antikorları veya ANA
gibi antikorların
tekrarlayan düşükler
üzerinde önemli bir
rolü olmadığı
gösterilmiştir.
Tekrarlayan düşük
nedenleri arasında öne
sürülen diğer bir
bozukluk ise çiftler
arasında uyumsuzluk
olmasıdır. Bu çiftler
arasında HLA
paylaşımındaki artış
olarak kabul
edilmektedir. Ancak
son zamanlarda bunun
düşükler üzerinde bir
rolü olmadığı
görülmüştür.
-
Mikrobiyolojik
Faktörler:
Klamidya, Ureoplazma
ve Mycoplazma Hominis
gibi enfeksiyonların
tekrarlayan düşüklere
yol açma olasılığı
oldukça düşüktür.
-
Trombofilik
Faktörler:
Faktör V Leiden
Mutasyonu, Faktör-II-protrombin
mutasyonu, protein C
ve S eksikliği,
homosistein
düzeyindeki artış (MTFHR
eksikliği) ve
antitrombin III
eksikliği kanda
pıhtılaşma eğilimi ve
düşük olasılığında
artışa neden
olabilirler.
-
Over Rezerv
Düşüklüğü:
Düşük nedenleri
arasında en önemli
nedenlerden bir
taneside over
rezervinin
azalmasıdır. Yaşla
birlikte over rezervi
azalmakla birlikte,
bazı hastalarda erken
yaşlarda da over
rezervi
azalabilmektedir.
-
Diğer Faktörler:
Sigara, alkol ve stres
tekrarlay düşük
nedenleri arasında
sayılan diğer önemli
faktörlerdir.
Hastaların Araştırılması
-
Genetik faktörler için
anne, baba ve
2.düşükte mümkünse
ceninin kromozom
yapısına bakılmalıdır
-
Hormon araştırılması:
TSH, polikistik over
sendromu olan
hastalarda insülin/glukoz
oranı, yumurtlama
sorununun
araştırılması
içinadetin 20-24.
günlerinde progesteron
bakılabilir.
-
Anatomik nedenlerin
araştırılması için
rahim filmi,
sonohisterografi veya
histeroskopi gibi
yöntemlere
başvurulabilir.
-
Bağışıklık sistemine
ait bozukluklar için
antfosfolipid
antikorlar ve lupus
antikoagulana
bakılmalıdır.
-
Mikrobiyolojik
faktörler için rahim
ağzından kültürler
alınmalıdır.
-
Trombofilik faktörlere
bakılmalıdır.
-
Over rezervi
araştırılması için FSH,
inhibin AMH gibi
hormonlara bakılabilir
veya ultrason ile
yumurtalıklara
bakılarak rezerv
değerlendirilebilir.
-
Gerekirse hasta
psikolojik bir
değerlendirmeye tabi
tutulmalıdır.
Tedavi
-
Genetik nedenler:
tedavide en iyi yol
preimplantasyon
genetik tanıdır. Ancak
hasta tüp bebek
yöntemine başvurmak
istemiyor ise gebelik
sırasında amniosentez
gibi tanısal
yöntemlere
başvurulmalıdır.
-
Anatomik nedenler:
Rahimde septum
görülürse histeroskopi
ile kesilmelidir.
Rahim ağzında
yetmezlik varsa
gebeliğin 14.
haftasından sonra
dikiş konulmalıdır.
-
Endokrinolojik
nedenler: Hormonal bir
bozukluk saptanması
durumunda ona yönelik
tedavi yapılmalıdır.
Polikistik over
sendromlu hastalarda
ise radikal bir çözüm
bulunmamaktadır.
LH’nın GnRH analogları
ile baskılanması
sonucunda da düşük
oranında önemli bir
farklılık
görülmemektedir.
-
Antifosfolipid
antikorlar veya lupus
antikoagulan pozitifse
heparin ve aspirin
tedavisine
başvurulmalıdır.
-
Rahim ağzında
enfeksiyon saptanması
durumunda uygun
antibiyotik tedavisine
geçilmelidir.
-
Trombofilik durumlarda
tedavide heparin
kullanılmalıdır.
-
Over rezerv düşüklünün
bir tedavisi yoktur.
-
Sigara ve alkol
kullanılmamalıdır.
Bütün araştırmalara
karşın hastaların
%50’sinde hiçbir faktör
saptanamamaktadır. Bu
hastalarda iki yol
izlenebilir: Birincisi
üç gebelik kaybından
sonra %70 oranında
doğuma kadar giden
gebelik oluşabileceği
göz önünde
bulundurularak hastanın
yeniden gebe kalmasının
teşvik edilmesidir.
İkinci yol ise hastanın
tüp bebek uygulamasına
alınması ve PGD yöntemi
ile embryoların
genetiğine bakılarak
sadece normal
embryoların rahim
içerisine transfer
edilmesidir. Ancak
burada tartışılan
sorunlar normal
gebekalabilen bir
hastanın tüp bebek gibi
zorlu ve stresli bir
işleme tabi tutulması,
hastanın gebe kalmasının
garanti olmaması, gebe
kalsa bile tekrar
düşükle sonuçlanabilmesi
ve işlemin ekonomik
maliyetidir. Yapılan
çalışmalarda tekrarlayan
düşükleri olan
hastalarda PGD
uygulandığında devam
eden gebelik oranının
arttığı görülmüştür.
Hastanın tedavi
yöntemine karar verirken
unutulmaması gereken en
önemli faktörler
hastanın yaşı, düşük
sayısı ve daha önce
doğuma kadar giden
gebeliğinin olup
olmamasıdır |