Halk
arasında medyada daha
çok boy gösteren hastane
veya hekimlerin daha iyi
olduğu şeklinde bir
inanç bulunmakta ve bu
da sağlık alanında
reklama gidilmesinin
temelini
oluşturmaktadır. Ancak
unutulmaması gereken
medyada sağlıkla ilgili
çıkan haberlerden de
diğer reklamlarda olduğu
gibi çoğunlukla bir
gelir sağlandığıdır.
Son
zamanlarda gazetelerde
tüp bebek konusu ile
ilgili olarak peşpeşe
haberlerin çıktığını ve
bunların çoğunluğunun
tamamen hasta çekimine
yönelik olduğunu
üzüntüyle izliyorum. Ben
de bir tüp bebek
merkezinde çalıştığım
için hastaların nasıl
ümitlendiğini ve bizimle
görüşmesinden sonra ne
tür bir hayal kırıklığı
yaşadığını net olarak
görebiliyorum. Özellikle
bu grubun içerisinde
gebelik şansının yok
denecek kadar az olduğu
bir alt grubun bu tip
haberlerle kısa bir süre
için de olsa pazar
alanına çekilmeye
çalışılmasının tıbbi
etikle bağdaşmadığını
düşünüyorum.
Şimdi
kısaca tüp bebek süreci
ve bu konudaki
yeniliklere değineceğim:
Tüp
Bebek veya
Mikroenjeksiyon yöntemi
için uygun olduğu
düşünülen çiftlerde
yumurtalıkların
uyarılması, yumurta
toplama, döllenme ve
oluşan embryoların rahim
içerisine
yerleştirilmesi
süreçleri sırasıyla
uygulanır. Hiç sperm
görülmeyen hastalarda
ise PESA, TESA veya TESE
gibi işlemlerle sperm
bulunmaya çalışılır ve
bulunan hastalarda yine
döllenme ve embryo
transferi işlemlerine
geçilir. Standart tüp
bebek işlemlerine ek
olarak bazı işlemlere
etkinliği tartışmalı
olmakla birlikte
başvurulabilir.
Assisted Hatching
(Destekli Yuvalama):
Destekli yuvalamanın
gebelik oranları
üzerindeki etkisi
tartışmalı olup, rutin
olarak bütün hastalara
uygulanmamaktadır.
Destekli yuvalamada
embryoların dış zarı
inceltilerek rahim
içerisine tutunma
şansının artırılması
amaçlanmaktadır. Ancak
bu konuda çok sayıda
çalışma yapılmakla
birlikte gebelik şansını
artırdığı ortaya
konmamıştır. Ayrıca
embryolara uygulanan bu
işlemin potansiyel
olarak zararlı
olabileceğini de
düşündürmektedir. Bugün
için 35 yaşın üzerinde,
embryo dış zarı kalın,
embryo kalitesi kötü,
FSH değeri yüksek ve
daha önce başarısız
denemesi olan hastalara
uygulanmaktadır. Bu grup
hastalarda yararlı
olabileceği düşünülmekte
ve az sayıda da çalışma
olsa bunu
desteklemektedir.
Destekli yuvalama
mekanik olarak, kimyasal
yöntemlerle veya lazerle
yapılabilir. Burada
uygulanan yöntemin
başarı sonuçlarına
etkisi
gösterilememiştir, ancak
lazer yönteminde işlem
daha kolay ve kısa süre
içerisinde
yapılabilmektedir.
Bu
konuda 1-2 yıl önce
yapılan haberlerde lazer
yöntemi ile %80 oranında
gebelik elde edildiği
şeklinde gerçekdışı
haberler çıkmıştı.
Embryo Dondurma
Embryo dondurma artık
bütün tüp bebek
merkezlerinde elde
edilen embryoların fazla
olması durumunda
kalanların saklanması
işlemidir. Burada hasta
gebe kaldığı takdirde
kalan embryolarını
ilerde tekrar çocuk
istediği zaman veya gebe
kalamayan hastalar daha
basit ve ucuz bir
hazırlık işleminden
sonra alabilmektedir.
Blastosist Transferi
Tüp
bebek işleminde oluşan
embryolar genellikle
yumurta toplama
işleminden 2-3 gün sonra
rahim içerisine transfer
edilmektedir. Ancak bazı
çalışmalarda embryoların
5-6 gün dışarıda
bekletilmesi ve bu süre
içerisinde hala yaşayan
embryoların transfer
edilmesi işlemi gebelik
oranlarının artığının
gösterilmesi üzerine
basında blastosist
transferi ile ilgili
haberlerde de bir artış
gözlenmiştir. Bu
haberler bu konuda
yeterli bir deneyim
olmadan yayınlandığı
için yine
bilgilendirmeye yönelik
değil, yine pazarlama
taktiklerinin bir
parçası olmuştur.
Nitekim daha sonra
yapılan birçok çalışmada
blastosist transferinde
gebelik oranlarında
önemli bir artış
olmadığı, ancak çoğul
gebelikleri azalttığı
gösterilmiştir.
Kök
Hücresi Çalışmaları:
Dünyada kök hücresi ile
ilgili çalışmalara hızla
ilerlemekte ve şu anda
özellikle kan kanseri
olan hastalarda başarılı
sonuçlar elde edilmeye
başlanmıştır. Şu an için
kök hücre kaynağı olarak
kordon kanı, erişkin kök
hücreleri veya tüp bebek
işlemleri sırasında elde
edilen fazla embryolar
kullanılabilmektedir.
Kök hücre kullanımı ile
yakın bir gelecekte
başta kan hastalıkları
olmak üzere, birçok
hastalığın tedavi
edilebilecek hale
gelecektir. Üreme
alanında da bu konuda
teorik olarak yumurta ve
sperm olmaması gibi
durumların tedavi
edilebileceğini
söyleyebiliriz. Ancak
henüz deneysel
aşamalarda olan bu
yöntemlerin basında
hemen yeraldığını ve
rutin uygulanan bir
yöntem gibi
tanıtıldığını görüyoruz.
Preimplantasyon Genetik
Tanı (PGD)
PGD
tüp bebek işleminde
embryolar anne rahmine
verilmeden önce genetik
olarak taranması ve
sadece normal olan
bebeklerin transfer
edilmesidir. PGD’nin en
önemli uygulama alanı
ailede çocuğa
geçebilecek genetik bir
hastalığın olması ve
normal embryoların
seçilmesi işlemi ile
bunun önlenmesidir.
Ayrıca 35 yaşın üzerinde
olan, tekrarlayan
düşükleri olan,
tekrarlayan başarısız
tüp bebek denemeleri
olan ve azospermisi (hiç
spermi olmayıp, cerrahi
yöntemlerle sperm
bulunan) olan hastalarda
da uygulanması
önerilmektedir. Yani şu
an için dünyanın hiçbir
yerinde tüp bebek
uygulanan bütün
hastalara
uygulanmamaktadır.
PGD’nin gebelik
oranlarında bir artmaya
neden olup olmadığı tam
olarak bilinmektedir.
Genel olarak yapılan
çalışmalarda gebelik
oranlarında önemli bir
artış gözlenmezken,
düşük oranlarında bir
azalmaya yol açtığı
görülmüştür.
Gazetelerde “seçilmiş
bebekler” başlığı ile
çıkan haberde sanki tüp
bebek uygulanan bütün
hastalarda PGD yöntemi
bütün tüp bebek
uygulanan hastalara
uygulanıyor gibi
gösterildi. Bu konuda
tüp bebek için başvuran
bütün hastalar genetik
tanı yapıyor musunuz?
Sorusunu yöneltiyor ve
sizin durumunuzda hayır
yanıtı alınca bize
kuşkuyla bakıyordu.
Ayrıca hastalar
telefonda direk olarak
orada Genetik Ünitesi
var mı? sorusunu
yöneltiyordu.
Zamk
Yöntemi:
Zamk
yöntemi embryoların
rahim içerisine
yapışmasını artırmak
için kullanılan bir
yöntemdir. Bu konuda
henüz çok az sayıda
çalışma olup, gebelik
oranlarına etkisi
konusunda bir şey
söylemek için henüz çok
erken. Gebelik
oranlarında esas rolün
embryoda olduğu ve
rahime ait faktörlerin
rolünün çok az olduğu
düşünülürse yapıştırıcı
(zamk, glue) nın gebelik
oranlarında çok ciddi
bir artışa neden
olmayacağı söylenebilir.
Ancak bu konuda hemen
basınımızda gebe
kalmayan hastalar için
bir çözüm olarak
gösterildi ve bu konuda
gelen sorularda ciddi
bir artışa neden oldu.
Somatik Hücre
Haploidizasyonu:
Burada bir eşey hücresi
ile somatik bir hücreni
döllenmesi sağlanmakta
ve dolayısı ile sperm
veya yumurta hücresi
olmayan çiftler için
önemli bir tedavi
seçeneği olarak
görülmektedir. Sonuçta
oluşan embryolar hem
anne, hem de babanın
genetiğini taşımaktadır.
Ancak bu konudaki
çalışmalar henüz
başlangıç aşamasında
olup, rutin olarak
uygulanmaktadır. Oluşan
embryoların büyük bir
bölümünün genetik olarak
anormal olması en önemli
dezavantajı
oluşturmaktadır.
Bu
bilgilerin ışığında
hastaların yanlış
yönlendirilmemesi,
duygusal açıdan
sömürülmemesi için
hekimlerin bu konulara
çok dikkat etmeleri
gerektiğini düşünüyor ve
henüz bilimsel etkinliği
kanıtlanmamış
yöntemlerin hastalara
kesin çözüm gibi
gösterilmesinin tıbbi
etiğe uygun olmadığını
düşünüyorum. Çözüm şansı
çok az olan veya olmayan
hastalar bu tip
haberlere çok duyarlı
olmakta ve etkinliğini
bile sorgulamadan dört
elle sarılmaktadır. Bir
zamanlar bilim
camiasından bile birçok
insanın yakınları veya
kendileri için “zakkum”
tedavisine başvurduğunu
biliyorum. Ancak
duygusal açıdan oldukça
duyarlı olan bu grup
hastalarda her
başarısızlık çok daha
büyük yıkımlara yol
açmaktadır.
Sonuç olarak hasta
çekmeye yönelik bu tip
haberler yapmanın tıbbi
etikle bağdaşmadığını,
halkında bu tip
haberlere temkinli
yaklaşması gerektiğini
düşünüyorum