Dünyamız Zehirli Bir Çorba Gibidir
Bugün, 1940’larda olmayan/bilinmeyen, yaklaşık
80.000 sentetik kimyasal madde dünyada bulunmakta/kullanılmaktadır.
15.000 kimyasal ortak/genel kullanımdadır.
Her yıl 1.500 kadar yani kimyasal madde piyasaya
sürülmektedir.
Bugün vücudumuzda 60 yıl önce
bilinmeyen/bulunmamış yaklaşık 400-500 kimyasal madde taşıdığımız tahmin edilmektedir.
Bunların sadece %7’sinin insan sağlığına
etkileri tam olarak test edilmektedir.
Bir kimyasal maddenin birbiri ile
etkileşiminin insan sağlığı üzerine etkileri incelenmemektedir.
Kimyasal maddeler dünyanın aynı zamanda her
yerinde bulunabilmekte ve bu insan yapımı kimyasalların izlerine/kalıntılarına insanlar ve
canlılarda rastlanabilmektedir.
ABD’de DDT yıllar önce yasaklanmasına
karşın hala çevrede ve insan vücudunda tespit edilmektedir.
Son onlarca yılda, kimyasalların olumsuz
sağlık etkileri vahşi yaşamda hissedilir derecede artmıştır.
İnsanoğlunun ana rahmine düşüşünden
ergenliğe kadar geçen süredeki gelişiminde çevresel felaketlere/zehirlere hassasiyeti
emsalsizdir.
Bazı kimyasallara maruz kalındığında
kalıcı ve geri dönüşümsüz hasarlar doğabilmektedir.
Risk
Nedir?
Risk, bir madde veya
durumdan belli koşullar altında zarar oluşturabilme olasalığıdır. Risk tanımının iki
bileşeni vardır ve bunlar sağlık etkisi yaratmada birbirini tamamlarlar.
Kirletici tehlikeli midir?
Maruz kalma potansiyeli var mıdır?
Maruz kalma
ve tehlikeliliğin birbirini etkileme olasılığı risk belirlemenin temelidir. Zararsız maddeye
maruz kalındığında tehlike riski yok iken zararlı maddeye maruz kalındığında tehlike
riski vardır.
Gönüllü (İstekli)
ve Gönülsüz (İsteksiz) Riskler
Sigara içme,
uyuşturucu/ilaç kullanımı veya doygun yağ (tereyağ/margarin) yeme gibi riskler gönüllü;
ev/ofis/otel vs gibi yerlerde zemin malzemelerinden çıkan formaldehit (uçucu organik madde-VOC)
solunumu veya sokakta duman teneffüsü gönülsüz risklerdendir. Gönüllü riskleri azaltmak
kişinin elinde/tasarrufunda iken gönülsüz risklerden toplumu korumak ve en aza indirmek
tarafsız devlettin, bilim adamlarının ve kanun koyucuların görevidir.
Nasıl Belirlenmelidir?
Risk belirlemede 4 aşama
vardır:
Veri Toplama: Ne kadar ve nerede risk vardır.
Maruziyet: İnsanların tehlikeli maddeye maruz
kalma yoğunluğu, sıklığı, süresi, yolu (hava, su, toprak) nelerdir.
Zehirlilik (Toksiklik): Zehirli/tehlikeli
maddenin miktarı, dozu, tepkisi nelerdir.
Risk: Maruz kalanların sağlık etkilerini
maruziyet ve doz/tepkisini matematiksel belirleme.
İdeal
olarak, risk belirleme tarafsız bakışla belirlenmelidir. Risk belirleyici mevcut veriyi
sosyal/toplumsal, ekonomik ve kültürel yönleriyle değerlendirip bir politika
oluşturmalıdır.
İnsanların
Toksinlere Maruz Kalma Yolları Nelerdir?
Solunum yoluyla: Kirli havayı
isteyek/istemeyerek teneffüs etme.
Sindirim yoluyla: Kirlenmiş su/besin
yeme/içme (ABD’de besinlerin %35’i tarım ilaçları ile kirlenmiştir)
Deri Absorpsiyonu: Kirlenmiş toprak, su,
yüzey, madde ile temas yoluyla.
Niçin Çocuklar
Zehirli/Tehlikeli Maddelere Özellikle Daha Hassastır?
Çünkü, çocuklar vücut
ağırlıklarına oranla gelişmiş insanlardan daha fazla yer, içer ve nefes alır. Örneğin
çocuklar gelişmişlerden 7 kat daha fazla su içer ve ortalama 2 kat daha fazla hava alır.
Çocuklar ağırlıklarına oranla 2-8 kat daha fazla besin yerler. Onlar 5 yaşına kadar,
besinler yoluyla yaşam süreleri boyunca alacakları böcek öldürücü zehrin yarısını
alırlar. Ayrıca çocuklar gelişmişlerden farklı davranışlara sahiptir. Onlar yerde (daha
önce böcek öldürücüler veya diğer kimyasal maddelerle işlem görebilmiş zemin veya yer
döşemelerinde veya bahçe/parklarda çimenlerde) daha fazla zaman harcamaktadır. Çocuklar
aynı zamanda daha çok el-ağız transferi yapar ve eşyalara ve yüzeylere ellerini yıkamadan
dokunma alışkanlığına sahiptirler. Böylece onların bu tür tehlikeli maddelere maruz
kalmaları artmaktadır. İlave olarak da, çocukların birçoğunun biyolojik sistemleri –
endokrin, sinir, hormonal, üreme ve bağışıklık- hala ergenliğe kadar gelişim halindedir.
Çocukların besinleri absorplama oranı gelişmişlerden farklıdır. Örneğin hazım sistemine
alınan kurşunun (Pb) bir gelişmiş tarafından %10’u absorp edilirken, çocukta %50’si
absorp edilebilmektedir.
Çocuğun ilk çevresinde,
ana rahmindeki cenin kan dolaşımıyla plasentaya geçebilecek bir çok kimyasal maddeden
kalıcı hasarlara maruz kalabilmektedir. Bu kimyasallar kurşun, poliklorlüfeniller, metilcıva,
etanol ve sigara dumanındaki nikotin vs olabilir. Çocukluğun erken dönemlerinde elin ağıza
gitmesiyle bazı tehlikeli maddeler boya tozları/dökün- tülerindeki kurşun, böcek
öldürücü ilaç kalıntıları vs. vücuda alınabilmektedir.
Çocukların yeme
alışkanlıkları gelişmiş insanlardan oldukça farklıdır. Çocuklar ağırlıklarına oranla
daha fazla meyve-sebze yer ve daha fazla sıvı (su, süt vs) içerler. Bu yüzden çocukların
ağız/beslenme yoluyla alınan zehirli maddelere (kurşun, böcek öldürücü ilaçlar,
tarımsal gübre kalıntıları, sudaki endüstriyel atıklar, nitrat/nitrit, kişisel bakım
ürünleri kimyasalları vs) maruz kalma potansiyeli gelişmiş kişilerden daha fazladır.
Zehirli maddelerin kümülatif ve/veya birleşik (multiple) etkileri ve potansiyel sinerjik
etkileri tam bilinmemekte olup daha fazla araştırma istemektedir. Çocuklar toksik maddelere
okul, ev, hastane ve ofis yapı ve dekorasyon malzemelerinden de maruz kalabilmektedirler.
Çocuklar gelişmişlerden
çok daha yüksek konsantrasyonlarda toksin alırlar. Bazı toksinlerin küçük tek dozunun
kritik gelişme evresinde alınması öğrenmeden üreme sorununa kadar kalıcı gelişim
bozukluklarına sebep olduğu bilinmektedir. Bir çok toksinler vücut yağlarında biyolojik
olarak birikir ve anneden çocuğa emzirme ile geçebilir.
Son çalışmalar çeşitli
kimyasal toksinlere maruz kalındığında astım, doğum hataları, davranış bozuklukları,
öğrenme güçlükleri, otizm, kanser, çocuk hastalıkları, bozulan bağışıklık sistemleri,
sinir bozuklukları ve üreme dengesizlikleri gibi sağlık sorunları yaşanabildiği uzmanlarca
ifade edilmektedir. Bu yüzden kronik çocuk hastalıklarına sebep olan çevresel sebeplerle
ilgili araştırmalar desteklenmeli, sentetik kimyasallara alternatif doğal ürünlerin
kullanımı ve/veya geliştirilmesinde koruyucu ve teşvik edici önlemler alınmalıdır.
Çevresel toksinlerin çocuklarımıza zarar vermeden önce azaltılması/yokedilmesi için
topluma, devlete ve milli girişimlere destek verilmesine ihtiyaç vardır.
Bu Endişeler Niçin
Şimdi Dile Getiriliyor?
Rachel Carson yaklaşık 40
yıl önce “Silent Spring” isimli kitabında toksik kimyasalların sorunlu sağlık
etkilerini yazdığında çoğunlukla kritize edildi ve tartışmalara yol açtı. Ancak yakın
zamanda, politikacılar, sanayiciler ve bazı araştırmacılar yavaş yavaş ta olsa sağlık ve
çevre arasındaki ilişkiyi kurabildiler. ABD’de 1993 yılında Milli Bilim Akademisinin
“Böçek Öldürücü ve Tarım İlaçlarının Çocuklar Üzerine Etkileri” isimli
yayınından sonra toplumun bir çok kesimi çevresel toksinlere maruz kalma ile çocuk
kanserleri, zayıflayan bağışıklık sistemi, astım, öğrenme güçlükleri ve diğer
sağlık sorunları ile ilişkinin farkına varabildiler. Gelişmiş ülkelerde, bir çok
organizasyonlar, devlet enstitüleri, akademisyenler ve sivil-toplum örgütleri şimdi çevre ve
çocuk sağlığı üzerine önemli zaman harcamakta ve kaynak ayırmaktadır. Gelişmiş ülkeler
çocuk sağlığı ve çevre için kanunlar ve düzenleyici politikalar üzerinde
çalışmaktadır. Sanayiciler ise daha az toksik alternatif ürünler üretimi üzerine
çalışmalara ağırlık vermek zorundadır. Dünyada 21. yüzyılda çevre sağlığı
hareketleri çoğunlukla insan hakları, sivil toplum hakları, çevre ve kadın
organizasyonları, çocuk hakları grupları, dini topluluklar, işçi hareketleri, sosyal
gelişme ve dayanışma toplulukları tarafından desteklenmektedir. Dünya çocuk çevre
sağlığı hareketleri gelecek jenerasyonların sağlıklı, adil ve sürdürülebilir geleceğe
sahip olmasını ve üzerinde yaşadığımız dünyanın yaşanabilir kalmasını istemektedir.