GENÇLERDE DEPRESYON

 

Sayın okuyucular, psikiyatri alanında saygın dergilerden biri olan American Journal of Psikiyatri’nin ekim sayısında editörün yazdığı makale dikkatimi çekti.

 Editör özellikle çocuk ve genç depresyonları konusunda az sayıda araştırma ve bilgi birikimi olduğunu belirtiyor ve yapılan son araştırmalara göre gençlik döneminde ortaya çıkan depresyonlarda tanı konmadığı ve tedavi edilmediği zaman ortaya çıkabilecek sorunlar konusunda uyarıcı olmaya çalışıyor ve araştırmacıları bu konuda araştırma yapmaya davet ediyordu. Okuyucuları da uyarması açısından bu makaleyi kısaltarak çevirmeyi ve sizlere ulaştırmayı uygun buldum. Saygılarımla. Dr. Sibel Mercan
 

depresyon

 

reklam

Hayret Edeceksin: Öğrendikçe şaşıracak, şaşırdıkça öğrenmek isteyeceksin


GENÇLERDE DEPRESYON

Andres Martin ve Donald Cohen

(Adolescent depression window of –missed?-opportunity; Am J of psychiatry 157:10, page 1549-1551,October 2000)

Gençlerde sık görülen ruhsal rahatsızlıklardan biri majör depresyondur. Tanı konup tedavi edilmediği taktirde hastalarda madde kullanma eğilimi artmakta, okul başarısı düşmekte, toplumsal uyum bozulmakta en önemlisi de intihar riski artmaktadır. Araştırmalar genç yaşlarda ortaya çıkan depresyonun tekrarlama olasılığının ileri yaşlarda başlayan depresyonlara göre fazla olduğunu göstermektedir. Bütün bu nedenlerden dolayı gençlerde depresyonun tanınması ve tedavi edilmesi önem kazanmaktadır. Daha önce psikiyatride kullanılan antidepresan ilaçların çok yan etkilerinin olması hastaların tedavi uyumunu bozmaktaydı. Ancak günümüzde kullanılan depresyon tedavi edici ilaçlar çok az yan etkileri olması nedeniyle daha rahat kullanılmaktadır. Amerika’da yapılan araştırmalarda gençlerde depresyon tanısının güç konduğu ve tedavi olan hastaların çok düşük oranda olduğu görülmüştür. Yurdumuzda bildiğim kadarı ile bu konuda yapılmış kapsamlı bir araştırma yoktur. Ancak klinik gözlemlerim bizde de benzer şekilde bu hastaların doktora başvurma ve tedavi olma oranlarının çok düşük olduğu yönünde.

Lewinson ve arkadaşlarının aynı sayıda yayınlanan makalelerinde gençlerde depresyonun tanınması ve tedavi edilmesi ile madde bağımlılığı riskinin azaldığı görülmektedir. Bu konuda yapılan diğer araştırmalar benzer sonuçları göstermektedir. Bir başka araştırmada Birmaher ve arkadaşları depresyon geçiren genç hastalarda madde bağımlılığı gelişme süresinin ortalama dört yıl olduğunu vurgulamıştır. Her genç depresyon hastası mutlaka madde bağımlısı olacak diye bir şartın olmadığı, sadece depresyon hastalarında madde kullanma riskinin normal topluma göre daha fazla olduğu, madde bağımlılığının ortaya çıkışını etkileyen başka etmenlerin de olduğu belirtilmektedir. Madde bağımlılığının ortaya çıkışında kişisel özellikler, aile yapısı ve toplumsal etkenlerde en az depresyon kadar etkilidir. Bütün bu etkileyici faktörler göz önüne alınarak uygulanan tedavi ile madde bağımlılığı gelişme ve başka ruhsal hastalıkların ortaya çıkma riski azalabilmektedir.

Gençlerde görülen depresyon yetişkin hastalarda görülen depresyona göre tedaviye daha dirençlidir. İlaç tedavisi ile düzelen genç depresyon hastalarında hastalık ilk 1 yıl içinde %39 oranında tekrarlamaktadır. Bu hastaların yarısında da özellikle ilk 6 ayda hastalık tekrarlamaktadır. Bu nedenle yeni tedavi seçenekleri geliştirilmelidir.

Depresyona yatkınlığı olan ve depresyonda olan hastaların uzmanlarca takip edilmesi önemlidir. Geçlerde depresyon geçirme olasılığını artıran özellikler şunlardır: ailede depresyon hastası bireylerin olması, anne- baba ile sürekli çatışma halinde olmak, daha önce depresyon atağı geçirmiş olmak, bazı davranış bozuklukları göstermek vb. Kızlarda depresyon erkeklere göre daha fazla görülmektedir. Gençlerde depresyon yetişkinlerde görüldüğü gibi tipik belirtilerle seyretmeyebilir. Çok değişik belirtilerin altında depresyon yatıyor olabilir bu nedenle tanı koymak güçtür. Gençlerde depresyonun ilaçla tedavisi çoğu zaman yeterli değildir. Bunun yanında psikoterapi ve aile görüşmeleri önem kazanmaktadır.

Bu konuda yapılan araştırmalar çok az sayıdadır. Daha geniş araştırmaların yapılması gerekmektedir.

Kaynaklar:
• Lewinsohn PM ve ark. (2000) Natural course of adolescent major depressive disorder in a community sample: predictors of recurrence in young adults. Am J Psychiatry 157:10 p:1584-1591.
• Birmaher B ve ark. Childhood and adolescent depression: a review of the past ten years, part I, J Am Acad Child Adolesc Psychiatry 1996; 35:1427-1439.

Aralık 2000

 

 

Depresyon Nedir?

Depresyonun Nedenleri Nelerdir?

Depresyon Nasıl Sınıflandırılır?

Depresyon Nasıl Tedavi Edilir?

Gençlerde Depresyon

 

Depresyon bir cins alerjik reaksiyon olabilir mi?

 

İlgili Konular:

 

Şizofreni
Manik Depresif Psikoz
Panik Atak
Obsesif Kompulsif Bozukluk
 
Menu

Bacak Estetiği  
Tüp Bebek-Bülent Tıraş  

 

 

 

 

Yeniler

 Mutlaka Okuyun

 Hayret Edeceksin
Parmaklarımızda kas varmıdır? Parmaklarımızda kas var mıdır?
Parmaklarımız ıslanınca neden buruşur? Parmaklarımız ıslanınca neden buruşur?
Yenilenen Vücudumuz Yenilenen Vücudumuz
 

 Yeni Konular

Kampilobakter Enfeksiyonları

Aileniz Yeterince Uyuyor mu?

 

 

 

 

Yeni Sayfa 1
Şizofreni Belirtileri Nelerdir?
Depresyon Nasıl Tedavi Edilir?
Manik Depresif Psikoz
Depresyon Nasıl Sınıflandırılır?
Anksiyete Bozuklukları: Panik Ataklar

 

Tıbbi Tetkikler Çok Okunanlar
 
Psikiyatri Çok Okunanlar

Şizofreni Belirtileri Nelerdir?

Şizofreni hastaları dünyayı değişik algılar. Normalde çevrede varolan uyaranlar dışında olmayan sesler, hayaller, garip kokularla dış dünya karışık ve anlaşılmazdır.

Manik Depresif Psikoz

İki uçlu mizaç bozukluğu, bipolar duygulanım bozukluğu, psikoz manik depresif-PMD

Depresyon Nasıl Tedavi Edilir?

Antidepresan ilaçlar (depresyon tedavi edici ilaç) hastaların %60-80’inde düzelmeye yol açar. Tedavi uzun sürelidir ve ilaçların düzenli kullanılması gerekir.

Depresyon Nasıl Sınıflandırılır?

Depresyon tipleri hakkında bilgiler

Anksiyete Bozuklukları: Panik Ataklar

Anksiyete kısaca kaygı veya bunaltı olarak tarif edilebilir.

Konversiyon Bozukluğu (Histeri)

Konversiyon bozukluğu, altta yatan organik bir neden bulunmaksızın ortaya çıkan, bayılma, felç olma ve duyu kaybı gibi nörolojik belirtilerdir.

Fobi

Gerçekte korku yaratmayacak bir objeye, aktiviteye veya duruma karşı aşırı korku duyma ve kaçınma davranışında bulunmaya fobi denir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (Saplantı Zorlantı Bozukluğu OKB)

Günlük hayatta batıl inancı olan, en ufak şeylerden kaygı duyan veya şüphelenen insanlar çoktur.

      

alt

Gizlilik   l   Kullanım  l   İletişim  l   Reklam

© 1999-2014 www.populermedikal.com

 

Facebook'ta takip et        Twitter'da takip et       

 

DİĞER SİTELERİMİZ

Tıp Rehberi

Sağlığınız

Hayret Edeceksin

Bilim Club

Hayret Edeceksin TV