|
İntiharlar, önemli
sağlık sorunlarından
birisidir. Tüm dünyada
günde ortalama 1000 kişi
intihar ederek yaşamına
son vermektedir.Tüm
dünyada 42 saniyede bir
kişi yaşamına son vermek
için intihar girişiminde
bulunmakta, 17 dakikada
bir de bir kişi intihar
nedeniyle yaşamını
yitirmektedir. İntihar
sıklığı yaş gruplarına
göre ve cinsiyete göre
değişiklik
göstermektedir.
Özellikle gençlerde
önemli bir sorundur.
ABD’de yapılan
araştırmada 15-24 yaş
grubunda ölüm nedenleri
arasında üçüncü sırayı
intiharlar almaktadır.
İntihar nedenleri çok
çeşitlidir. Bazı
durumlar intihar riskini
artırmaktadır. Bunlar
arasında:
İntihar nedenleri genç
ve yaşlılarda genelde
daha farklıdır. Yapılan
araştırmalarda 30 yaş
altındaki intihar
vakalarında en sık
intihar nedeninin anti
sosyal kişilik bozukluğu
ve alkol-madde
bağımlılığı olduğunu 30
yaş ve üzerindeki
kişilerde ise depresyon
gibi duygulanım
bozukluklarının en sık
neden olduğunu
göstermektedir. İntihara
yol açan önemli yaşam
olayları ise 30 yaş
altında boşanma,
reddedilme, işten
çıkarılma-işsizlik ve
yasal sorunlar; 30 yaş
üzerinde ise fiziksel
hastalıklar olarak
belirlenmiştir.
1.Psikiyatrik nedenler:
İntihara yol açan en
önemli sorun
depresyondur. Bu konuda
yapılan değişik
araştırmalarda intihar
eden kişilerin %30-64
ünde depresyon tespit
edilmiştir.İntihar
sonucu ölenlerin %90
ında depresyon tespit
edilmiştir. Depresyon
hastalarının ise %15 i
intihar girişimi sonucu
yaşamını kaybetmektedir.
Yapılan bir araştırmada
intihar sonucu yaşamını
kaybeden vakaların
%63’ünün erkek,
%37’sinin ise kadın
olduğu tespit
edilmiştir. Depresyonu
olan erkeklerde intihar
ve intihar sonucu
yaşamını kaybetme oranı
kadınlara göre daha
yüksektir.
Depresyon sonucu intihar
eden ve ölen vakalar
arasında depresyon ilaç
tedavisi görenlerin
oranı %3 dür. Yani bu
hastaların çoğu doktora
başvurmamakta ve tedavi
görmemektedir.
İntihara yol açan diğer
psikiyatrik sorunlar
şunlardır;
2.Sosyal nedenler:
Toplumun sosyal yapısı
ve toplumsal kaynaşma
durumuna bağlı olarak
intihar oranları ülkeden
ülkeye farklılık
göstermektedir. Aile
bağları zayıf toplumsal
etkileşimin az olduğu
kişilerde intihar
olasılığı artmaktadır (egoistik
intihar). Sosyal ve
ekonomik krizlerde ise
toplum içinde intihar
oranları yükselmektedir
(anomik intihar).
Örneğin her iki dünya
savaşında da tüm Avrupa
da intihar oranları
diğer zamanlara göre çok
artmıştır.
Durkheim anomik intiharı
şöyle tanımlamıştır:
batı toplumlarında
endüstriyel devrimi
takiben toplum yapısında
bazı değişiklikler
olmuş, toplum içinde
dini inançları ve aile
bağlarını kuvvetli
sağlayamayan kişilerde
intihar riskinin
arttığını gözlemiştir.
Toplumsal bağları
kuvvetli ve
geleneklerine bağlı
diğer toplumlarda ise
çoğu zaman intiharlar
kişisel olmaktan çok
toplumsal bir kural
olarak vardır. Örneğin
Japonlarda gururun
kırılması sonucu
uygulanan hara-kiri
gibi. Bu tür intiharlar
“fedakarlık intiharı”
olarak tanımlanır ve
burada bireysel
özelliklerden çok
toplumsal kurallar
intiharı getirir.
Bir
de toplu intiharlar
vardır ki bunlar da ayrı
araştırma konusudur.
Örneğin bazı
tarikatlarda tarikat
inanışları nedeni ile
toplu intiharlar
görülebilmektedir.
Egoistik intiharlar,
düzenli toplumlarda
topluma uyum
sağlayamayan suçlular
veya uyumsuz
davranışları olan
kişilerde görülür.
Toplumsal olaylar göz
önüne alındığında aynı
koşullarda bir kişi
intihar ederken diğer
kişide neden intihar
girişimi olmadığı
açıklanamamaktadır.
Adler’e göre ise
sosyolojik nedenleri ve
sonuçları olsa da
intihar ancak bireysel
olarak incelendiğinde
anlaşılabilir. Her
intihar bireyseldir,
kendi içinde
değerlendirilmelidir.
İntihar nedenleri
arasında depresyon ve
şizofreni gibi ruhsal
hastalıklar yüksek
oranda görülmesine
rağmen bu hastalarda
intihar oranı sanıldığı
kadar yüksek değildir.
Bu yüksek risk
grubundaki hastalarında
kendi içlerinde yüksek
risk taşıyanları vardır.
Psikiyatristler
muayeneleri sırasında
bunu değerlendirebilir
ve yüksek risk taşıyan
hastaları
belirleyebilir.
Robert Litman’a göre
intihar riski taşıyan
kişilerde bu düşünceler
zaman zaman yoğunlaşır.
Bazen kısa sürede bu
düşünceler kaybolur
bazen ise bir süre devam
eder. Ona göre bu
düşünceleri taşıyan
insanlar arasında da
intihar oranı düşüktür.
Bu grup içinde yüz hasta
var ise birkaç yıl
içinde intihar edenlerin
sayısı 3-4dür. İntihar
düşüncesi olan kişilerin
bunu eyleme dökmesi için
pek çok olumsuz koşul
bir araya gelmelidir.
Yine Litman’a göre
umutsuzluk depresyondan
daha fazla intihara
neden olmaktadır.
Yaş
arttıkça intihar
oranları da artmaktadır.
Erkeklerde en sık 45
yaşlarında, kadınlarda
ise 55 yaşlarında
intihar görülmektedir.
Kadınlar intihara daha
fazla eğilim
göstermektedir, buna
karşın intihardan ölüm
oranı erkeklerde daha
fazladır. Evli kişilerde
intihar oranı boşanmış
kişilere göre daha
azdır.
Çalışmak kişiyi
intihardan koruyan
önemli bir özelliktir.
İşsizlik sunucu
kişilerin sosyoekonomik
durumları bozulmakta,
psikiyatrik sorunlar
ortaya çıkmakta
(özellikle anksiyete ve
depresyon) ve stres
veren durumlarla
karşılaşma olasılığı
artmaktadır. Bu nedenle
işsiz kalan kişilerde
intihar etme olasılığı
artmaktadır.
3.Psikolojik etkenler
Kişisel yatkınlıkta
intihar olasılığını
artırmaktadır.
4.Biyolojik yatkınlık
Beyindeki serotonin
maddesindeki azalma
intihar olasılığını
artırmaktadır.
5.Ailesel yatkınlık
Ailede intihar eden kan
bağı olan bir yakının
olması kişilerde intihar
etme olasılığını
artırmaktadır. Bazı
ailelerde yüksek intihar
oranları dikkati
çekmektedir.
6.
Fiziksel Hastalıklar
Kanser, sara, kalp
hastalığı, bunama, AİDS
gibi önemli hastalığa
yakalanan kişilerde
intihar olasılığı normal
topluma göre daha
fazladır.
Tedavi:
Sonuç olarak,
intihar önemli
toplumsal bir
sorundur ve
önlenebilecek bir
ölüm nedenidir,
yeter ki zamanında
fark edilebilsin.
İntiharların en sık
nedeni depresyondur
ve doğru tanı ve
tedavi edilirse
intihar riski
azalır. Bu açıdan
depresyonun tedavi
edilmesi çok
önemlidir. İntihar
girişimi olan yaşlı
hastalarla yapılan
araştırmada bu
hastaların %70’inin
intihar girişiminde
bulunmadan önce
doktora başvurduğunu
göstermektedir.
Depresyon
hastalarının büyük
bir kısmı tedavi
görmemekte ve ayakta
kendi başlarına
hastalığı atlatma
çabasına
girmektedir. Kimi
komşunun önerdiği
ilacı almakta,
kimisi eczaneden
uyku ilacı alarak
idare etmekte,
kimisi ise hiç ilaç
almadan hastalığı
yaşamaktadır.
Depresyon
hastalarını doktora
yönlendirme ve
doktora ulaşmasını
sağlamak ailenin,
arkadaşların ve
yakınların
görevidir.
Aynı şekilde intihar
mesajları veren
kişileri uzmanlara
yöneltmek,
yakınların
yapabileceği en
büyük yardımdır. Bu
yakını zor durumda
bırakmak veya onun
güvenine ihanet
etmek olarak
algılanmamalıdır.
Uzun vadede bu
yardımınızdan dolayı
bu kişiler size
minnettar olacaktır.
İntihar riskini yok
saymak, bunun
konuşulmasını tabu
olarak kabul etmek,
intihar girişiminin
gerçekleşmesine
engel olmaz.
İntihar girişiminde
bulunup hayatta
kalan kişilerin de
en kısa zamanda
değerlendirme ve
tedavi planı
çizilmesi açısından
uzmana
yönlendirilmesinde
fayda vardır.
|