|
Bazı
kişiler aklına kötü bir
şey geldiğinde bir
tahtaya vurarak “allah
korusun” der veya evden
çıkarken dış kapının
kilitli olup olmadığını
bir kaç defa kontrol
eden sıktır, bu tür
davranışları obsesif
kompulsif bozukluk
olarak değerlendirmek
yanlış olur. Bu
hastalığın en önemli
özelliği kişilerin
takıntılı düşüncelerinin
ve davranışlarının
farkında olmasıdır. Bu
kişilerde akla takılan
düşünceler istemli
olarak uzaklaştırılamaz
veya saçma olduğunu bile
bile aynı davranış çok
defa tekrar edilir(uzun
süre el yıkamak veya
kapının kilitli olduğunu
bilerek tekrar tekrar
kontrol etmek gibi). Bu
hastalığa yakalanmış
kişilerin günlük
işlevlerini yerine
getirmesi güçleşir, iş
hayatı ve sosyal
ilişkileri genelde
bozulur.
OKB
bir hastalık olarak tek
başına görülebileceği
gibi bir belirti olarak
başka psikiyatrik
hastalıklara eşlik
edebilir. OKB sıklıkla
depresyonla bir arada
görülür. Hastanın
değerlendirmesinde buna
dikkat etmek gerekir.
Yapılan araştırmalarda
bu hastalığın toplumda
%2-3 oranında görüldüğü
tespit edilmiştir. Ancak
tahmin edilen değerler
bunun çok üstündedir.Bu
hastalık herhangi bir
yaşta başlayabilir. Okul
öncesi çocukluk
döneminde veya
yaşlılıkta ortaya
çıkabilir, ortalama
çıkış yaşı 40’dır.
Çeşitli nedenlerle
hastaların OKB tanısı
alması gecikebilir.
Bunun değişik nedenleri
olabilir; hastaların
yaşadıklarının hastalık
olduğunun farkında
olmaması veya hekimler
ayırt edici tanıda bu
hastalığı düşünmemeleri
bu nedenlerden
bazılarıdır. Bazen
depresyon, iş ve aile
sorunları gibi başka
tanılarında bu
hastalıkla bir arada
bulunması OKB tanısını
güçleştirebilmektedir.
Tedavide gecikmenin en
büyük sakıncası
depresyonun veya iş ve
aile sorunlarının ortaya
çıkma riskinin
artmasıdır.
OBSESİF KOMPULSİF
BOZUKLUK BELİRTİLERİ
NELERDİR?
Genelde obsesyon ve
kompulsiyonlarla
karakterizedir, ancak
sadece obsesyon veya
kompulsiyon yakınmaları
olan hastalar da
olabilir. Obsesyonlarda
kompulsiyonlarda düşünce
şeklinde olabilir. Ancak
genelde obsesyonlar
düşünce kompulsiyonlarda
davranış şeklindedir.
Obsesyon (takıntı):
kişinin kontrolü dışında
tekrarlayan düşünce ve
uyaranlardır. Hastalar
bunun çok anlamsız
olduğunu, kendilerini
çok rahatsız ettiğini
ancak bu düşüncelerden
kurtulamadıklarını
belirtirler. Bu
takıntılar hastada
iğrenme, korkma,
şüphelenme veya
anksiyete gibi duyguları
da beraberinde getirir.
Hastalar bu düşüncelerin
kendi beyinlerinin ürünü
olduğunun farkındadır.
Sık görülen obsesyonlar
şunlardır:
-
Kirlilik : çevreden
kan, tükrük, mikrop
veya semen gibi kir
bulaşması veya
kişinin çevreye kir
bulaştırması
-
Kendi başına veya
yakınlarının başına
bir kötülük geleceği
düşüncesi
-
Kontrolünü kaybetme
ve saldırgan
davranışta bulunma
korkusu
-
Tekrarlayan ve
kontrol edilemeyen
cinsel düşünceler
-
Dinle ve ahlaki
değerlerla aşırı
uğraşma v.b.
Kompulsiyon (tekrarlayan
davranışlar):
hastalar takıntılı
düşüncelerden kurtulmak
için akıllarına başka
düşünceleri getirirler
veya bazı davranışlarda
bulunurlar bu tür
düşünce ve davranışlara
kompulsiyon denir.
Takıntılı düşünceler
anksiyete artışına neden
olurken kompulsiyonlar
anksiyeteyi azaltır.
Ağır OKB hastalarında
bazen bu kompulsiyonlar
tüm günü alabilir. Sık
görülen kompulsiyonlar
şunlardır:
-
Temizlik: saatlerce
el yıkama, banyo
yapma veya tekrar
tekrar ev temizleme
gibi. Bu şekilde el
yıkayarak günde bir
kalıp sabun bitiren
veya çamaşır suyu
ile elini yıkayan
hastalar sıktır.
-
Tekrarlama:
takıntılı düşünce
ile oluşan sıkıntıyı
gidermek için
tekrarlayan
davranışta bulunma
veya akıldan başka
düşünceleri geçirme
gibi. Yakınlarının
başına kotü bir şey
geleceğini düşünen
bir hasta bunun
olmaması için halen
yapmakta olduğu
davranışı ikinci kez
yaparak bu
düşünceden
kurtulabilir (yolda
yürürken aynı yolu
geri dönüp tekrar
yürümek gibi)
-
Kontrol etme: evine
bir şey olacak veya
yangın çıkacak
korkusu ile tekrar
tekrar kapıyı veya
tüpün kapalı olup
olmadığını kontrol
etmek gibi.
-
Biriktirme: işe
yaramayan bir çok
eşyayı biriktirmek
gibi. Örneğin bazı
kişilerde yeterli
yerleri olmadığı
halde gazeteler, boş
kavanozlar veya
konserve kutuları
gibi işe yaramayan
şeyleri atamama
davranışı
görülebilir. Son
birkaç yıldır
yurdumuzda
gazetelere yansıyan
çöplük evler buna en
güzel örnektir.
-
Sayma: yolda
yürürken kaldırım
taşlarını sayma veya
araba plakalarını
okuma, günlük işleri
yaparken belli
sayılarda tekrar
etme v.b.(örneğin
kazağını beş kere
giyip çıkarma veya
aynı yere üç kere
gitmeme gibi)
-
Tamamlama: bu
kompulsiyonu olan
hastalar bir dizi
davranışı mükemmel
olana kadar tekrar
tekrar yaparlar.
Örneğin kirlilik
takıntısı olan bazı
hastalar el
yıkamadan önce
lavaboyu, musluğu ve
sabunu yıkar
(genelde belli
sayıda) daha sonra
belli sayıda elini
yıkar ve elini
yıkadıktan sonra
tekrar aynı işlemi
tekrarlar.
-
Aşırı tertipli ve
düzenli olma:
örneğin çalışma
odasında herşeyin
simetrik durması
veya masanın
üstündeki herşeyin
belirli bir sıra ile
dizilmesi gibi.
Yukarıda sayılanlar
dışında sayı sayma,
aşırı liste yapma
veya aşırı dua etme
gibi başka
kompulsiyonlarda
olabilir.
OBSESİF KOMPULSİF
BOZUKLUĞUN NEDENLERİ
NELERDİR?
OKB’nin bilinen tek
nedeni yoktur.
Çeşitli etkenlerin
bir araya gelmesi
ile bu hastalığın
ortaya çıktığı
belirtilmektedir.
Genetik bir
yatkınlıktan söz
edilmektedir. OKB’ye
neden olan bir gen
bulunamamıştır,
ancak OKB
hastalarının
yakınlarında bu
hastalığın görülme
olasılığı
artmaktadır. Aynı
ailede görülen OKB
semptomlarının aynı
olması gerekmez.
Örneğin annede
kontrol etme
kompulsiyonları
görülürken kızında
sık el yıkama
olabilir.
Beyinde kimyasal
haberci görevi
üstlenen serotonin
seviyesinde düşmenin
bu hastalığa neden
olduğu
söylenmektedir.
Serotonin seviyesini
artıran ilaçlar bu
nedenle tedavide
kullanılmakta ve
tedavi edici etkisi
görülmektedir.
Bazı araştırmacılar
bu hastalarda beynin
ön kısmı olan
frontal kortex ile
iç yapılardan bazal
ganglionlar arasında
iletişim kopukluğu
olduğunu ileri
sürmektedir.
Aile içi sorunlar
veya stres yaratan
durumlar bu
hastalığa yol açmaz
ancak var olan
hastalığın
alevlenmesine yol
açabilir.
Obsesif kişilikteki
kişilerle OKB’yi
ayırmak gerekir. OKB
hastalarının
hastalık öncesi
dönemlerinde genelde
kompulsif
davranışlara
rastlanmaz.OKB
hastalarının
%15-35’inde hastalık
öncesi dönemde
obsesif uğraşlara
rastlanır.
OBSESİF KOMPULSİF
BOZUKLUK NASIL
TEDAVİ EDİLİR?
Tedavide amaç
öncelikle var olan
hastalığı tedavi
etmek sonra da
hastalığın
tekrarlamasını
önlemektir. Bu
amaçla iki tedavi
yöntemi
kullanılmaktadır:
-
Seçici serotonin
geri alım
inhibitörleri
kullanmak
-
Bilişsel davranışçı
tedavi uygulamak
Hastaların
hastalıkları
konusunda
kendilerini
eğitmeleri çok
önemlidir.
Tedavinin başlarında
bilişsel ve
davranışçı tedaviyi
oturtmak ve tedavi
dozunu ayarlamak
amacı ile haftada en
az bir kez doktor
kontrolüne gitmek
gerekir. Hastalık
yatıştıkça
kontroller
seyrekleşir, tamamen
düzeldikten sonra da
yılda bir kez bile
olsa kontrole
gitmekte fayda
vardır.
İyileştikten sonra
belirtiler tekrar
başlar ve kognitif
davranışçı
tekniklerle kontrol
edilemez ise,
beklenmeyen ilaç yan
etkileri görülürse,
depresyon, anksiyete
bozukluğu gibi başka
ruhsal hastalık
belirtileri
görülürse veya bir
yakınını kaybetmek
gibi hastalığı kötü
etkileyebilecek
önemli bir yaşam
olayı ile
karşılaşılırsa vakit
kaybetmeden
psikiyatriste
başvurmak gerekir.
Hastalığın tedavisi
uzun süreli ve
hastayı çok
zorlayıcıdır. Tedavi
süresince hastanın
kendi kaygısını
kontrol etmesi
gerekir ki bu bazen
imkansız hale
gelebilir. Böyle
yorucu bir tedaviyi
geçtikten sonra
aniden tedaviyi
kesmek kesinlikle
önerilmez. Tedavinin
seyri sırasında
tedavi ile ilgili
sorunlar ortaya
çıktığında bunun
doktor ile
paylaşılmasında
fayda vardır.
HASTA YAKINLARINA
DÜŞEN GÖREVLER
NELERDİR?
Bu hastaların kendi
hastalıkları
konusunda genelde iç
görüleri yoktur. Bu
nedenle bu
hastalarla yaşayan
kişilere çok iş
düşmektedir. Bu
hastalığın aslında
tedavi edilebilir
olduğunu anlatmak ve
doktora gelem
konusunda bu
hastaları ikne etmek
genelde yakınlarına
düşmektedir.
Hastalığın tedavisi
yorucudur ve hastayı
oldukça
gerginleştirir, bu
dönemlerde hastanın
yanında olmak ve
destek vermek çok
önemlidir.
Belirtileri
tartışarak düzeltmek
mümkün değildir.
Hastalar zaten bu
düşünce ve
davranışın saçma
olduğunun
farkındadır, onlarla
bunu tartışarak
üzerlerine gitmek
hastanın sıkıntısını
artırmaktan başka
işe yaramaz. Bunun
yerine onları
anladığınızı ve
yanlarında
olduğunuzu
belirterek destek
olmak tedavinin
seyri açısından
oldukça olumludur.
Davranış tedavisinde
amaç takıntılı
düşünceleri ortadan
kaldırmak değil
hastanın bu
düşüncelerle barışık
yaşamasını
sağlamaktır. Örneğin
çöp bidonunun
yanından geçerken
eline kir
bulaştığını
düşünerek defalarca
elini yıkayan bir
hastaya “hayır kir
bulaşmadı” demek
yerine “eline kir
bulaşıp
bulaşmadığına karar
vermek için çaba
harcamamalısın, kir
bulaştığını kabul
etsen bile elini
tekrar tekrar
yıkamamak için
direnmelisin”
düşüncesi aşılanır
ve hastanın bunu
başarması istenir.
Bu nedenle hasta
yakınlarının bu
düşünceye uymayan
yaklaşımları
tedaviyi zora
sokmaktan başka işe
yaramaz. Bu tür
yaklaşımlar OKB
beliritlerinin
artmasına sebep
olabilir.
Aile içi sorunlar bu
hastalığın sebebi
olmaz ancak çoğu
zaman hastalığın
belirtileri aile
içinde sorunlara
neden olur. Bu
hastalık pek çok
hastalıktan daha
fazla hasta
yakınlarını rahatsız
eder. Örneğin
yıkanma obsesyonu
olan bir hasta gün
boyu banyoyu işgal
ettiği için, hasta
yakınları banyoyu
kullanamaz hale
gelebilir, veya
dışarıdan kir
bulaşacak diye
obsesyonları olan
bazı hastalar sadece
kendileri değil
ailenin diğer
fertlerini de bazı
davranışlar yapmaya
zorlayabilirler
(örneğin dışarıdan
gelir gelmez soyunup
banyo yapmak gibi).
Bu nedenle tedaviye
gelindiğinde çoğu
zaman hasta
yakınları da
hastalar gibi yorgun
ve tükenmiştir.
Yakınları OKB
tedavisi gören
kişilerin zaman
zaman tedaviyi yapan
doktoru ziyaret
ederek tedavinin
seyri konusunda
bilgilendirmesi ve
ne yapacakları
konusunda bilgi
alması oldukça
faydalıdır.
|