|
Anksiyete normalde
tehlikeli durumlarda
kişinin kendisini
korumasına yardımcıdır
ve belirli hedeflere
ulaşmak için zorlayıcı
olmaktadır. Tehlikenin
algılanması ile döğüş ya
da kaç ilkesi uygulanır.
Örneğin ısırmak amacıyla
üzerine koşarak gelen
bir köpeği gören kişide
ilk tepki köpekten
kaçmaktır. Köpeğin
saldırısı tehlikelidir,
bu saldırıya duyarsız
kalmak kişinin
yaralanmasına sebep
olur. Bu tehlikeyi
sezerek korkmak kişinin
kendisini koruma
mekanizmalarını harekete
geçirmek açısından
önemlidir. Benzer
şekilde sınava girme
kaygısı sayesinde
sınavlara daha iyi
hazırlanılır. İşinde
başarısız olma kaygısı
olan kişiler işini daha
dikkatli yaparlar.
Sağlıklı kişilerde korku
ve kaygının nedeni
bellidir. Hastalık
durumunda ise nedensiz
korku ve kaygı duyulur.
Hastalık düzeyinde kaygı
tek başına olabilir ve
bu anksiyete bozukluğu
olarak adlandırılır veya
depresyon, alkol-madde
bağımlılığı, tiroid bezi
hastalıkları gibi
çeşitli bedensel ve
ruhsal hastalıklara
eşlik edebilir.
Kişinin yaşamı boyunca
anksiyete bozukluğu
geçirme oranı % 25
dolayındadır. Çoğu kişi
bu hastalığı doktora
başvurmadan kendi başına
atlatmaya çalıştığı için
psikiyatriye
başvuranların sayısı
oldukça düşüktür.
Ansiyete bozuklukları
çeşitlidir:
-
Panik bozukluğu
-
Yaygın anksiyete
bozukluğu
-
Sosyal fobi ve diğer
fobiler
-
Obsesif kompulsif
bozukluk
-
Travma sonrası stres
bozukluğu
1.PANİK
BOZUKLUĞU (PANİK ATAK)
Anksiyete belirtileri
ataklar halinde gelir.
Ataklar genelde 15-30
dakika kadar sürer.
Atakların sıklığı ve
şiddeti tanı açısından
önemlidir. Panik atağın
ne zaman geleceği
bilinmez ve bu da
kişilerin kaygısını
artıran sosyal uyumunu
bozan en önemli
etmenlerden biridir.
Genelde gençlik
döneminde ortaya çıkar.
Gerçek nedeni
bilinememektedir, ancak
sıklıkla stres yaratan
önemli yaşam olayları
ile ilişkisi vardır
(okulu bitirmek,
evlenmek, çocuk sahibi
olmak, yeni bir işe
başlamak, yakınını
kaybetmek, ağır hastalık
geçirmek gibi).
Panik
atağı sırasında
aşağıdaki belirtilerden
en az dördü bir arada
bulunmalıdır:
-
Çarpıntı
-
Terleme
-
Nefes darlığı,
boğuluyormuş gibi
hissetme
-
Titreme
-
Baş dönmesi
-
Bulantı
-
Yaşadıklarının
gerçek olmadığı
hissi
-
Ateş basması veya
üşüme hissi
-
Bedeni uyuşuyormuş
gibi hissetme
-
Göğüs ağrısı
-
Ölüm korkusu
-
Aklını yitirme veya
çıldırma korkusu
Panik
ataklarda yukarıdaki
belirtiler yanında
aşağıdaki özellikler de
önemlidir:
-
Ataklar genelde
aniden ortaya çıkar,
atak ortaya
çıktığında bunu
durduracak bir yol
yoktur.
-
Kaygının şiddeti ile
yaşanılan durum
arasında genelde
bağlantı yoktur.
-
Atak genelde birkaç
dakikada geçer,
ancak bazen daha
uzun süre devam eden
ataklar olabilir.
Atakların sıklığı kişiye
göre değişir, ayda bir
iki tane olabileceği
gibi bazılarında hemen
her gün görülebilir veya
sık tekrarlayan
ataklardan sonra uzun
bir süre atak
görülmeyebilir. Panik
ataklarının ortaya
çıkışı belli bir nedene
bağlı olabilir veya
nedensiz olarak
kendiliğinden ortaya
çıkabilir. Sadece baş
dönmesi ve çarpıntı
belirtileri ortaya
çıkıyorsa sınırlı
belirtileri olan ataktan
bahsedilir. Sınırlı
belirtileri olan ataklar
iyileşme sürecinde
olabileceği gibi ağır
atakların öncü
belirtileri de olabilir.
Panik ataklar panik
bozukluğunda
görülmesinin yanında
fobiler ve travma
sonrası stres
bozukluğunda olduğu gibi
diğer anksiyete
bozukluklarında da
görülebilir.
Ruhsal belirtilere
bedensel belirtilerde
eşlik ettiği için
hastalar genelde
bedensel sorun olduğunu
düşünür ve öncelikle
başka branştan hekimlere
başvururlar.
Yaşadıklarının ruhsal
bir sorun olabileceğini
akıllarına getirmezler
veya kabul etmek
istemezler.
Panik
atakları genelde
tehlikeli değildir,
ancak kişi kontrolünü
yitirdiği duygusuna
kapıldığı için
tedirgindir. Tedavi
edilmediği taktirde
ciddi sonuçlar
doğurabilir. Panik atağı
geçirmiş kişilerin en
büyük korkusu aynı şeyi
tekrar yaşamaktır. Bu
nedenle panik yaratan
durumdan uzak durmaya
çalışırlar sonuçta
fobiler ortaya
çıkabilir. Bunların
içinde en önemlisi
agorafobidir (açık alan
korkusu). Kişiler
dışarıya çıktığında
panik yaşayacağı korkusu
ile evde kalmayı tercih
eder ve bir süre sonra
hiç sokağa çıkamaz
olabilir. Bu durumda
yaşam kalitesi düşer,
sosyal aktiviteler ve
hobiler için harcanan
zaman azalır, kişi
kendisini hasta ve diğer
kişilere bağımlı
hissetmeye başlar,
yalnız başına evde
duramaz veya sokağa
çıkamaz, çalışamaz veya
işine gidemez duruma
gelebilir. Hastalar
panik ataklar sırasında
sıklıkla acil servislere
başvururlar. Zamanla
depresyon, alkol-madde
bağımlılığı ve intihar
görülebilir.
Aslında bütün bunların
olmaması için bir an
önce doktora başvurmak
önemlidir. Sonuçta panik
bozukluğu uygun ilaç
tedavisi ile kolayca
tedavi edilebilen bir
rahatsızlıktır.
PANİK ATAKLARI
NEDEN OLUR?
Gerçek neden
bilinememektedir. Neden
olan faktörler kısaca
biyopsikososyal olarak
ifade edilebilir. Bu
konuda çeşitli teoriler
vardır. Bazı
araştırmacılar beynin
temporal lobunun işlev
bozukluğu veya
hastalığın öğrenme yolu
ile geliştirilmiş
olduğunu ileri
sürmektedir. Bazı
araştırmalarda ise
beyinde nörotransmitter
(haberci) dediğimiz
maddelerin düzenlenmesi
ve işlevlerinde bozukluk
olduğu öne
sürülmektedir.
Stresli yaşam olayları
panik atakların ortaya
çıkışını
tetiklemektedir. Yakın
dönemde kayıp yaşamış
veya yakınlarından,
işinden veya bulunduğu
çevreden ayrılmış
kişilerde yaşamlarındaki
bu değişikliklerle panik
ataklarının başlangıcı
arasında ilişki olduğu
gösterilmiştir.
Araştırmacılara göre
stresli yaşam olayı
kişinin direncini
düşürmekte ve bu dönem
hastalığın ortaya
çıkışını
kolaylaştırmaktadır.
Ailesel yatkınlık
vardır. Panik
hastalarının
yakınlarında panik
ataklar ve depresyon
gibi başka ruhsal
bozukluklar sıktır.
Hastalık genelde 25
yaşından önce başlar.
Kadınlarda erkeklere
göre iki kat daha
fazladır. Çocuklarda da
görülebilmektedir.
Kafeinli gıdalar ve
kokain gibi uyarıcılar
atağı ortaya
çıkarmaktadır.
Panik
ataklar panik
bozukluğunda olduğu gibi
tek başına ortaya
çıkabildiği gibi kalp
hastalıkları, solunum
yolu ve endokrin
hastalıklar gibi çeşitli
bedensel hastalıklara da
eşlik edebilir veya
alkol madde bağımlılığı
ile birlikte
görülebilir.
PANİK BOZUKLUĞU
VE PANİK ATAKLAR NASIL
TEDAVİ EDİLİR?
Yapılan araştırmalar
panik atak geçiren
kişilerin psikiyatriye
başvurmadan önce
ortalama 10 ayrı doktora
başvurduğunu
göstermiştir. Bu
hastaların panik atağı
geçirdiği genelde
anlaşılamamakta ve bu
nedenle yanlış tanı ve
tedavi sık olmaktadır.
Panik ataklar sıklıkla
kalp krizi ile
karıştırılmaktadır. Bu
hastalar atak sırasında
sıklıkla “kalp krizi
geçiriyorum” kaygısı ile
acil servise
başvururlar. Aynı
şekilde ataklar kalp
hastalığı ile
karıştırılıp buna
yönelik tedavi
başlanabilmektedir.
Bu
nedenle doğru tanı
konması önemlidir. Doğru
tanı koyabilmek için
ayrıntılı fizik muayene,
ruhsal muayene
yapılmalı, nörolojik,
endokrin, kalp ve
solunum sistemi
hastalıkları
araştırılmalıdır.
Bedensel bir hastalığın
ortaya çıkması panik
atak olmadığını
göstermez. Bazı bedensel
hastalıklara panik
ataklar da eşlik ediyor
olabilir. Bu durumda
yine panik atakları
önlemeye yönelik tedavi
başlanmalıdır.
Panik
bozukluğunun en uygun
tedavisi ilaç
kullanımının yanında
bilişsel ve davranışçı
terapi tekniklerinin
kullanılmasıdır. Gevşeme
egzersizlerinin de
hastaya öğretilmesi
faydalı olabilir. Panik
atakları sırasında ilaç
kullanımının pek faydası
olmaz. Uygun doz ve
uygun süre ilaç
kullanımı ile atakların
tekrarlaması önlenir.
Yine diğer terapi
yöntemlerinde amaç
atakların tekrarını
önlemektir.
Panik
atağını uyaran
gıdalardan uzak
durulması, uyku ve yeme
alışkanlıklarının
düzenlenmesi atakları
önlemeye yardımcıdır.
|