MİNERALLER VE SAĞLIĞIMIZ

 

 

 



Vücudumuz yaşamımızı sürdürebilmek için sürekli deri, kas ve kemik üretir, oksijen ve besin taşıyan kanımızı her yere pompalar, beynimizden tüm vücudumuza uzanan binlerce kilometrelik sinir ağı boyunca sinir iletilerini ulaştırır ve bir organdan diğer organa kimyasal haberciler gönderir. Bu mükemmel makinanın tüm bu işleri yapabilmesi için işleyebileceği bazı hammaddelere ihtiyacı vardır. Bu hammaddeler vücudun kendi kendine yeterli miktarlarda üretemediği vitaminler, mineraller ve bazı besin bileşenleridir.


Vitamin ve mineraller birlikte uyum içinde çalışarak kemikleri geliştirmek, yaraları onarmak, bağışıklık sistemimizi güçlendirmek, yiyecekleri enerjiye çevirmek, hücresel hasarı onarmak gibi vücudumuzda yüzlerce rolü gerçekleştirirler. Üstelik vitamin ve minerallerin tüm bunları yapabilmeleri için çok küçük miktarları yeterlidir ve bu sebeple mikro besinler ( micronutritient) adını alırlar.


Vücudumuz bu mikro besinlere çok küçük miktarlarda ihtiyaç duysa da bu miktarların bile yeterince alınmaması skorbüt, körlük, raşitizm gibi önemli hastalıklara neden olabilmekte, yeterince alınmaları halinde ise oluşabilecek birçok bozukluğu engelleyebilmektedirler.

 
Hepsi mikro besin olarak kabul edilse de, vitamin ve minerallerin önemli farklılıkları vardır.Vitaminler organiktirler ve ısı, hava veya asit ile parçalanabilirler. Mineraller ise inorganiktirler yeryüzünden kaynaklanırlar ve canlı organizmalar tarafından yapılamazlar. Bitkiler topraktan mineralleri alırlar ve bizler de diyetimizle aldığımız bitkilerle doğrudan veya dolaylı olarak hayvansal kaynaklardan mineralleri alırız. Mineraller ayrıca içtiğimiz sularda da mevcut olabilir, ancak bu coğrafi bölge ile değişir. Toprağın mineral içeriği coğrafi olarak değiştiği için bitkisel kaynaklardan alınan mineraller de bölgesel olarak değişiklik gösterir.

Vücudumuz için gerekli besin maddeleri olan 22 mineral vardır. Bu 22 mineral 2 ana gruba ayrılır:

Makro Mineraller ( Major mineraller= önemli mineraller ):


Vücudumuzun günlük olarak 100 mg'dan fazlasına başka bir deyişle vücut ağırlığının % 0.01 'den daha fazlasına ihtiyaç duyduğu minerallerdir.
 

Makro mineraller şunlardır:


• Kalsiyum

 
• Fosfor


• Magnezyum


• Sodyum


• Klor


• Potasyum


• Kükürt


Kalsiyum ve fosfor en fazla ihtiyaç duyulan makro-minerallerdir.Makro minerallerin en önemli görevlerinden biri vücuttaki su dengesini muhafaza etmektir. Sodyum, klor ve potasyum su dengesinde en önemli rolü oynayan minerallerdir.Kalsiyum, fosfor ve magnezyum ise sağlıklı kemikler için önemli minerallerdir.Kükürt saç, cilt , tırnaktaki protein yapılarının dengelenmesinde rol oynar.


Mikro Mineraller ( Minor mineraller= eser mineraller = iz mineraller ):


Vücudumuzun günlük olarak 100 mg'dan daha az başka bir deyişle vücut ağırlığının % 0.01 'den daha az ihtiyaç duyduğu minerallerdir.


Mikro mineraller şunlardır:


• Demir


• Bakır


• Çinko


• Manganez


• Iyot


• Selenyum


• Bor


• Krom


• Kobalt


• Florür


• Molibden


• Nikel


• Silikon


• Vanadyum


• Arsenik

Vücutta bulunan tüm mikro mineraller bir yüksüğe sığabilecek miktardadır. Ancak vücudumuz için en az makro mineraller kadar gereklidirler. örneğin demir oksijen taşınması, florür diş çürüklerinin önlenmesi, kemiklerin güçlendirilmesi, çinko kanın pıhtılaşması, tat ve koku alımı, bağışıklık yanıtının güçlenmesi için, bakır demir metabolizması ve kanda oksijen taşıyan hemoglobin oluşturulması için gereklidir.



Kaynaklar:


http://www.helpguide.org/harvard/vitamins_and_minerals.htm


http://www.news-medical.net/health/Minerals-and-health.aspx


http://web.mit.edu/athletics/sportsmedicine/wcrminerals.html


http://lpi.oregonstate.edu/infocenter/minerals/sodium/