hasan yüksel

Çocukluk çağında tüm alerjik hastalıkların başarı ile tedavi edilebilmesi için hekim çocuk ve aileyi bir bütün olarak görmelidir. Her ne kadar geleneksel sağlık problemlerin yönetiminde hekim hastayı bir kitle gibi görüp “sadece hasta olan organına bakıp oradaki sorunla ilgilense” ve hatta anne-babalar “çocuğunun sorunun her ne olursa olsun bir an önce gidermek” fikrine sahip olsa da bu yanlış bir yaklaşımdır.

alerji

Çünkü sorunu ile uğraşılan varlık “biyopsikososyal (=çocuk =biyolojik+ruhsal+sosyal bütün)” yapıda gelişen ve değişen bir bütündür.

Sağlığı hem sorunu olan organı, hem o organın etkilediği tüm vücudu, hem hastalıktan etkilenen henüz olgunlaşmamış ruhu hem de organik hastalık ve ruhunun yaşadığı dengesizlik nedeniyle arkadaş, okul çevresi vs de oluşan sorunların tümüyle ilgilidir. Sağlığına tekrar kavuşması ve toplumun dinamiğine hazırlanması için tümünün global olarak düzeltilmesi gerekir.

Bu global değerlendirmede hekim aile ile birlikte çocuğun tüm biyolojik, ruhsal ve sosyal yönlerini kapsayacak şeklide işbirliği oluşturmalı ve gerekli kararlar onun yerine verilmelidir. Maalesef böyle bir yaklaşımın olmayışı yüksek sıklıktaki çocukluk çağı alerjik hastalıklarının tedavisinde akla hayale gelmedik yanlışlıklar, eksiklikler ve bunlardan doğan çok yönlü zararlara yol açmaktadır.

Çocuk Alerjik Hastalıkları

Çocukluk çağında sık görülen bir hastalık grubu olarak alerjik hastalıklar bir çok hekimin ilgisini çekmektedir. Hatta hayati tehlike oluşturmaması nedeniyle konu hakkında gerekli deneyime sahip olmayan meslektaşlarımızın da kazanç açısından iştahını kabartmaktadır.

Bu alerjik hastalığın bulgusunun görüldüğü organa göre tıp disiplinlerinin ilgilenmesiyle olmaktadır. Örneğin bahar alerjisi olan bir çocuk burun şikayetleri nedeni ile KBB uzmanlarına, bebeklik egzeması olan çocuk cilt doktorlarına (dermatolog) ve hatta astımı olan çocuklar ise erişkin göğüs hekimlerine başvurmakta ve daha da vahimi bu meslektaşlarımız da bu çocukları izlemektedir. Ancak alerjik hastalık çocuğunun bağışıklık sistemi tarafından oluşturulan ve tüm vücudu ilgilendiren bir hastalık olduğu için ve değişik zamanlarda değişik bulgular çıkabileceği için bir süre sonra bu çocuk astım, kronik dermatit olarak gelmektedir.

Bir başka konu ise bu tıp disiplinlerinin çocuk deneyimi olmadığı için alerjik bulguları taklid eden bir başka hastalık alerjik hastalık olarak yıllarca takip edilmektedir. VE çocuk yıllar sonra görünen yada görünmeyen ağır komplikasyonlarla gelmektedir. Aile ise sosyo-entellektüel düzeyine göre bu tabloyu şöyle tanımlamaktadır:

“Ben çocuğumu her şikayetinde doktora götürdüm. Doktorların söylediği her şeyi yaptım. Suçlu kim ? Neden böyle oldu….”. Ancak bir başka yönden bakılacak olursa çocuk sağlığı deneyimi olmayan disiplinlerin izleminde erişkin hastalarla aynı ortamda bulunan bir çocuk “hastalıktan etkilenen bir ruhu unutulduğu” için bir çok psikolojik reflekse sahip olmaktadır.

Bu nedenle çocukluk çağı alerjik hastalıklarının tedavisi çocuğun biyopsikososyal yapısı doğrultusunda, aile ile birlikte ve çocuk alerji uzmanı denetiminde olacak şeklide yeniden şekillendirilmelidir.

Ne yapmalı?

Konulan teşhis doğrultusunda hastalık ailenin anlayabileceği bir dille anlatılmalıdır. Bu anlatımda hastalığın kronik olduğu vurgulanmalı, ağırlığı, olası komplikasyonları ve izleminin ne şeklide yapılacağı hakkında bilgi verilmelidir. Tedavi içeriği hakkında bilgi ve en önemlisi ilacı kullanma yöntemi, cihazların (aero-spacer, nebulizer, ölçülü doz inhalerler…) kullanımı, bakımı vs konusunda eğitim verilmelidir.

Çocuğun hastalığı ve onun tedavisi yanında yukarıda anlatıldığı gibi çocuk bir biyopsikososyal varlık olarak, aile ise bu biyopsikososyal varlığın kökeni olarak ele alınmalıdır. Bu nedenle ilaçlarını kullanımı, semptomlarının olmaması, bizden memnun olması yanında onların yaşam kalitelerinin ne düzeyde olduğu saptanmalı ve gerekirse iyileştirilmelidir. Çünkü yaşam kalitesinde artış sağlamayan bir alerjik hastalık yönetimi çocuk için yalnızca organizmasına biyolojik olarak müdahele etmek ama ruhunu öldürmek olur. Aile için ise organı sağlam ama davranışsal açıdan hala hastalığı devam eden bir çocuğa sahip olma demektir.

Çocuğun hastalığı, ilaçları, izlemi ve ilerisi konusunda zaman zaman aile eğitim toplantıları yapılmalıdır. Bu toplantılarda en az çocuk alerji uzmanı, hemşiresi, psikologu olmalıdır. Çocuk için de bu hastalık konusunda yalnız olmadığını göstermek, aynı hastalığı yaşayan arkadaşlarını bulabilmek vs için buluşma günleri, oyun ve oyuncak  paylaşım günleri, tatil kampları düzenlenmelidir.

Sonuç olarak alerjik hastalıklar çocukluk çağında sıktır. Yaşamlarını tehdit etmese de iyi tedavi edilmedikleri takdirde organik ve ruhsal komplikasyonlara yol açmaktadır. Bu nedenle hasta çocuklar ve aileler bir para kaynağı olarak görülmemelidir. Bu çocukların yönetimi hekim-aile çemberinde çocuğun en yüksek sağlık ve yaşam kalitesi şartlarına kavuşmasına yönelik planlanmalıdır. Çünkü onlar her şeyimiz ve geleceğimiz.

CEVAP VER

Yorumunuzu girin
İsminizi girin